Ana içeriğe atla

311- Komşu Atina mı, Washington mu? 30.12.2021, Milliyet Gazetesi

Yılın son yazısı ve başlığımız “Komşu Atina mı, Washington mu?”. Sanırım sorunun zamanı anca geldi. Yılın başındaki ve geçmiş yazılarımda komşu Atina ve siyasi iradesi şeklinde tanımlamalarla Yunanistanı ve siyaset kurumunu eleştirmiş ve irdelemişimdir. Fakat gelinen nokta komşumuzun Yunanistan mı Amerika mı olduğu sorusunu gündeme getirmektedir.

***

“Bu da nereden çıktı?” dediğinizi duyar gibiyim. Ben de çok düşündüm gerçekten komşumuzun kim olduğunu. ABD’nin askeri varlığını Yunanistan topraklarında görüp duyduktan sonra komşu Atina yerine komşu Washington demek daha doğru olur. Lozan’a ve Türkiye’ye rağmen ABD Ege ve Batı Trakya’da askeri varlığını arttırıyorsa ‘iyi komşu mu, kötü komşu mu’ sorusu da gündeme gelmektedir. ABD’nin Yunanistan’daki asker sayısı ve araç gereçleri belki de Atina’nın asker ve teknik araç gerek sayısını geçmek üzeredir.

***

ABD, Doğu Avrupa ve Balkanlar’da Rusya tehdidine karşı “Atlantik Çözüm” operasyonu çerçevesinde Türkiye karasuları ve topraklarını çevreleme politikasını hızla sürdürmektedir.

***

Komşumuz Washington, attığı adımlarla tek kutuplu bir dünyanın ana aktörü gibi faaliyetlerini arttırarak devam etmektedir. Jeostratejik hedefleri için yaşamı pahasına riskler almakta ve müesses nizama kafa tutmaktadır. Komşumuzun askeri aklı Pentagon, geçmişte “Dört Yıllık Savunma Gözden Geçirme Raporu”nda stratejik adımları “Hasım bölgesel koalisyonların ya da hegemon güçlerin ortaya çıkmasının önlenmesi; denizlerde serbestliğin garanti edilmesi; deniz ulaştırma hatlarının hava yollarının, uzayın güvenliğinin sağlanması; kilit pazarlara, enerji kaynaklarına ve diğer stratejik kaynaklara kesintisiz erişimin sağlanması” şeklindedir. Hedefler ortadayken komşumuz ABD nelerde başarılı olmuştur. Bölgesel güç olarak betimlediği yapıların başında Çin ve Rusya gelmektedir. Bu iki devlet de ABD’ye rağmen kendini bölgesel ölçekten küresel boyuta taşımıştır. Çin, kuşak yol projesiyle diplomasi marifetiyle yol üzerinde varlığını arttırmaktadır. Rusya, Akdeniz’e inmiş, Kıbrıs ve Suriye’de varlık göstermektedir. ‘Atlantik Çözüm’ adı altında çevrelediği Türkiye’yse İHA SİHA teknolojisiyle askeri savunma sanayinde varlığını arttırmaktadır. Rusya ile yürüttüğü stratejik ilişkiler ve bölge huzuru için aktif rol aldığı diplomatik adımlar güçlü ve lider Türkiye’yi inşa etmektedir.

***

Komşu ABD, Brzezinski’nin “Stratejik Vizyon” adındaki kitabındaki haliyle sürdürülemez hale gelen borçları, kusurlu finansal sistemi, gelir eşitsizliği, çürüyen ulusal altyapısı, kötü sağlık sistemi, ordu içindeki artan disiplinsizlikleri, yoksulluk ve evsizlerin giderek artan sayıları gibi sistemsel sorunlarıyla uğraşmalıdır. Batı Trakya, Ege ve Balkanlar, Karadeniz ve Doğu Akdeniz’deki hegomanya savaşı iç sorunlarına çözüm olmayacaktır. Ex komşumuz Atina’ysa, ABD’nin kronikleşen yaralarını bilerek coğrafyadaki dost düşman kavramını iyi revize etmelidir. Yeni komşumuz Washington da dünyada çok farklı güçlerin olduğunu idrak ederek insanlık için faaliyetlerini yürütmelidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...