Ana içeriğe atla

314- Sükut-u Hayal 20.01.2022, Milliyet Gazetesi

Komşumuz Atina-DC’nin askeri ve siyasi gelecek senaryoları, transatlantik şemsiyesi ve yancılarıyla devam etmektedir. Siyasi coğrafyamızın gündemleri arasındaki Batı Trakya ve Ege’de okyanus ötesinin askeri varlığı zaman içerisinde Yunanistan’ın zemin hazırlamasıyla mili güvenliğimizi tehdit edecek kadar artmıştır. Geçtiğimiz ay Yunan meclisinde askeri bütçe görüşmeleri esnasında söz alan eski başbakan Aleksis Çipras da mevcut hükümete “Ne yapmaya çalışıyorsunuz? Savunma harcamaları mantıksız.” şeklindeki çıkışıyla transatlantik şemsiyesi altındaki askeri hareketliliği eleştirmiştir.

***

Akıl Yunanistan’ın yaptığının yanlış olduğunu ifade eder. Lakin Yunanistan tarihsel hırsları ve ideolojik bir düşünceyle mantıkla hareket etmek yerine duygusuyla hata yapmaya devam etmektedir. Atina-DC’nin mevcut silahlanma politikasına ve attığı adımlara bir eleştiri de Yunanistan eski Dışişleri Bakan Yardımcısı uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Giannis Valinakis’ten gelmiştir. Prof. Giannis, 2 Ocak tarihinde Kathimerini gazetesinde yayımladığı köşe yazısında “Yunan hükümetinin Evros (Meriç) krizinin yönetimi, ABD ile çok yönlü iş birliği, Mısır ile kısmi Münhasır Ekonomik Bölge anlaşması, Fransa ve Birleşik Arap Emirlikleri ile savunma anlaşmaları, Rafale, Belharra vb son teknoloji olağanüstü askeri mühimmat siparişleri” gibi adımlarının çok önemli olduğunu vurgulamıştır. Fakat yazının devamında Prof. Giannis “Bu adımların Türkiye’ye karşı yeterli olup olmayacağını sorgulanmalıdır. Yunanistan’ın güçlü ittifaklar sistemi oluşturarak ve son teknoloji askeri silahlar elde ederek Türkiye’yi olası bir saldırıdan caydırabilecek mi?” şeklindeki soruların cevabının bulunması gerektiğini ifade etmiştir. Yunan hükümetinin, Ege ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin çıkar ve menfaatini bir gün zoru gördüğünde terk eder düşüncesinin de yanlış olduğunu Prof. Giannis köşe yazısında aktarmıştır. Giannis’in bir eleştirisi de Avrupa Birliği içindir, AB söylemsel bazda Yunanistan lehine olsa da Ankara’ya karşı sonuç verecek bir adım atmaktan kaçındığını da ifade etmektedir. Ginannis’in sonuç olarak ifade ettiği haliyle “Yunanistan’ın Türkiye ile ilişkilerinde masada ya da krizler esnasında kaybeden taraf olmasının nedeni olarak Yunan dış politikasında karar vericilerin uluslararası ve bölgesel politikaların çok hızlı ve tehlikeli bir şekilde değiştiğini açıklanamaz bir şekilde ısrarla kabul etmemesinden kaynaklandığını” ifade etmektedir.

***

Geçtiğimiz haftaki yazımda aktardığım haliyle Yunanistan dost-düşman kavramını çağın gerekliliklerini göze alarak revize etmelidir. Stratejik eylem planındaki maddelere “müttefikler dosttur, Türkiye daha dosttur.” maddesini bir an önce ekleyerek Ege, Batı Trakya, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs konularında Türkiye’yle çözüm istiyorsa masaya gelmelidir. Elin ekmeği ile yol alan Atina-DC’nin tüm stratejik planları sükut-u hayaldir. Asker sayısı, askeri envanter sayısı, nüfusu, yüzölçümü, ekonomik yapıları bile karşılaştırılsa Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı üstünlük kurması hayalden öteye geçemez.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...