Ana içeriğe atla

316- Gavdos Adası 03.02.2022, Milliyet Gazetesi

Son zamanlarda köşemin gündemi ve yazılarımın içeriği Ege ve Balkanlar özelinde NATO, ABD, Rusya, Ukrayna ve Türkiye denkleminde oluşmaktadır. Günümüz devletlerinin birinci önceliği milli güvenlikleri ve beden buldukları siyasi teşekküllerde kurumsal varlıklarının devamlılığı ve milletin huzur ve refahıdır. Bu bağlamda her devlet kendi penceresinden baktığında yaptığı faaliyetleri haklı görmektedir. Yunanistan’ın Ege’deki varlık kavgası ve düşüncesi, Türkiye’nin milli menfaat çizgilerine zarar verse de Atina-DC aklı kendini haklı görmektedir. Türk siyaset kurumu karar alıcıları ve diplomatları diyalog ve konuşma zemini arasa da Atina-DC zorla oyunu bozmak ve diyalog masasına zarar vermek için elinden geleni yapmaktadır.

***

Atina-DC üst aklı Ege Denizi ve Adalar meselesi için her türlü gerginlik arttırıcı adımı bilinçli bir şekilde siyaset kurumunun seçilmişleri üzerinden yapmaktadır. Yunanistan Cumhurbaşkanı Katerina Sakellaropoulou, 29 Haziran 2020’de Aydın Eşek Adası’nı, 23 Aralık 2020’de Muğla Ardıççık Adası’nı, son olarak da 6 Ocak 2022’de Gavdos Adası’nı ziyaret etmiştir. Bu saydığımız üç ada da bir nevi Yunan işgali altındaki Türk adalarıdır.

***

Gavdos Adası 2004’ten beri bir şekilde Yunan işgali altındadır. Girit Adası’nın 20 mil güneyinde bulunmaktadır. Girit’e yakınlığı ve büyüklüğü ile Yunanistan ile itilaflı olan adalar arasında önemli bir yeri vardır. Kıbrıs adasının batısını, Akdeniz’i kontrol edebilecek konumdadır. Gavdos Adası’na Yunan Cumhurbaşkanına ilave olarak Yunan Milli Savunma Bakan Yardımcısı da geçtiğimiz ay içerisinde ziyaret ederek Ege’de Türkiye’nin sağ duyusuna ve diyalog çağrısına zarar vermek istemektedir.

***

Yunanistan’ın kaostan beslenen ve diyalogla çözüm istemediğini gösteren birkaç örnek şu şekildedir: Yunanistan Silahlı Kuvvetleri, Girit’in güneyinde yer alan EGAYDAAK (Egemenliği Antlaşmalarla Yunanistan’a Devredilmemiş Ada, Adacık ve Kaya) kapsamındaki Gavdos Adası’na, 9 kişi kapasiteli olduğu belirtilen bir askeri gözlem noktası kurmuştur. 15 Eylül 2020 tarihinde Yunanistan, Sakız Adası’nda silahsızlandırılmış statüsünü ihlal ederek askeri tatbikatlar düzenleneceğini bir NAVTEX ile duyurmuştur. 23-24 Eylül 2020 tarihlerinde Yunanistan, aynı şekilde silahsızlandırılmış statüsünü ihlal ederek Limni Adası’nda atış eğitimleri icra etmiştir. 1 Ekim 2020 tarihinde Yunanistan, 6 ve 8 Ekim 2020 tarihlerinde düzenlemek üzere Doğu Akdeniz’de Meis Adası’nın güneyinde kalan bölgelerde askeri eğitimlerine icra edeceğini duyurmuştur. 8 Ekim 2020 tarihlerinde, Midilli Adası’nda silahsızlandırılmış statüsü ihlal edilerek atış eğitimleri de içeren bir diğer tatbikatın 12-13 Ekim 2020 tarihlerinde gerçekleşeceği duyurulmuştur.

***

Yunanistan Ege’de yukarıdaki özet haliyle aktardığım kışkırtmaları ve hukuksuzlukları hakkıymış gibi yaşama sokmaktadır. Fakat Yunan siyaset kurumu Atina-DC, Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında yapılan MGK toplantısı sonrası paylaşılan “Türkiye’nin Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs meselelerinin çözümünde her platformda öncelikle diplomasi ve diyalogdan yana olduğu, buna mukabil ülkemizin uluslararası hukuk ve antlaşmalardan kaynaklanan hak ve menfaatlerini korumakta kararlı olduğu vurgulanmıştır.” açıklamasını iyi idrak ederek önümüzdeki süreci belirlemesi menfaati icabıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...