Ana içeriğe atla

317- Transatlantik – Güney Kıbrıs ve Yunanistan 10.02.2022, Milliyet Gazetesi

Okyanus ötesi, coğrafyamızın gizli öznesi olarak her cümle ve paragrafta yerini korumaktadır. Hikâyenin akışına göre kurtarıcı, umut ışığı, barış ve huzurun teminatı gibi kendine rol ve anlamlar yüklemektedir. Kendine biçtiği rolü iyi anlayabilmek için cümledeki sözcükler yerine Afganistan, Irak gibi güzel cümlelerle geldiği kaos ve karmaşa içinde bıraktığı coğrafyayı izlemek kafidir. Bu bakışla güncel olarak Batı Trakya, Kıbrıs adası ve Ege Denizi’nde hikayelere gözle görülür özne olarak yerini almaktadır. Kaderimiz olan coğrafya kahramanlık ve yenilgilere konu olmuş, birçok siyasi hikayeyi dinlemiştir.

***

Okyanus ötesinin Rusya ve Ukrayna krizine tepki olarak varlığını arttırdığı coğrafyamızda, Kıbrıs adası ve Güney siyasi aktörlerini de hikayesine konu ettiği bölümler başlamıştır. Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ve Güney Kıbrıs Dışişleri Bakanı Ioannis Kasoulides okyanus ötesinin hikayesinde rol alarak Kıbrıs Türkü ve Türkiye karşıtlığı bölümlerinin oyuncusu olmuşlardır. Komşu lider Anastasiadis ‘Nomisma’ isimli dergide “2022’nin Zorlukları” konulu makalesinde Kıbrıs konusu üzerine hikaye bölümü yazmıştır. Rum lider Anastasiadis, Kıbrıs sorunundaki çıkmazın sorumlusu olarak hikayenin öznesinin dillendirdiği haliyle ‘Kıbrıs sorunundaki çıkmaz ve durgunluğun, kabul edilemez tezlerde ısrar eden, gerek toprak konusunda gerekse denizde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarına karşı koyan, faaliyetlerde bulunan Türk tarafının uzlaşmazlığından kaynaklandığını’ dile getirmiştir. Komşu Anastasiadis hikayesinin devamında “Türkiye’nin yıllardır var olan hedefi, Kıbrıs’ın nihai bölünmesinden ve tamamen kontrol altında, Kıbrıslı Türk sözde devleti kurmaktan başka bir şey değil” ifadesini kullanarak sorunun çözülmemesinin kaynağının Türkiye olduğu hikayesini yazmıştır. Transatlantiğin hikayesine konu olan diğer kişi Rum Dışişleri Bakanı Kasoulides de geçtiğimiz günlerde Washington DC’de ABD Dışişleri Bakanı Blinken ile görüşmüştür. ABD dışişlerinin yaptığı açıklamada “Washington'un Yunanistan ve İsrail ile 3+1 mekanizması da dahil olmak üzere Güney Kıbrıs ile işbirliğini derinleştirme taahhüdünü yineledi.” demişlerdir. Yapılan açıklamadan çıkan ezcümleyse ‘Transatlantik – Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ hikayesi ‘Kıbrıs Türkü ve Türkiye karşıtlığıyla yazılacaktır’ şeklindedir. Açıklamada diğer bir önemli bölümse “Adayı tüm Kıbrıs adasının yararına olacak şekilde siyasi eşitliğe sahip iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon olarak yeniden birleştirmeye yönelik Güney Kıbrıs liderliğindeki, BM'nin kolaylaştırdığı çabalara ABD desteğinin devam ettiğini” aktardıkları kısmıdır.

***

Transatlantik Kıbrıs adasında çözüm olarak “federasyon modelini” kendine yazacağı hikayede konu olarak belirlemiştir. Fakat Kıbrıs adasında Güneydeki halkın ve siyasi teşekkülün hak ve hukuku kadar eşit bir hakka sahip Kıbrıs Türkleri ve siyaset kurumu KKTC’de vardır. Okyanus ötesi çözüm adına hikaye yazmak istiyorsa konunun tarafı ve mağduru Kıbrıs Türklerini ve KKTC siyasi liderliğini ve garantör ülke Türkiye Cumhuriyeti yetkililerini de dinleyerek hikayesini yazmalıdır. Kıbrıs Türkü ve Türkiye’nin olmadığı hikaye devrik cümlelerle dolu okunduğunda bir şey anlaşılmayan cümlelerden öteye geçemez.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...