Ana içeriğe atla

319- Silahlı Papazlar 24.02.2022, Milliyet Gazetesi

Yoksul ve çoban bir babanın oğlu olması geleceğini din üzerine kurmasında belki de ana etkendir. Çobanlık, tabii ki de kutsal ve değerli bir meslektir. Ekmeğini alın teri ve bedenen çalışarak kazanan insan zaten kıymetlidir, laf üretmeden iş yapan kişidir. Kıbrıs adasının gelmiş geçmiş en önemli Başpiskoposu 3. Makarios’un baba mesleği anlayacağınız üzere çobanlıktır. Makarios, Atina ve Boston Üniversitesi’nde İlahiyat eğitimi almıştır. Makarios eğitimi gereği hoş görü, sağ duyu ve barışı temsil etmesi beklenirken, Kıbrıs adasında kan ve gözyaşının mimarı bir papaz olmuştur. EOKA terör örgütünü ideolojik olarak besleyen ve motive eden baş aktördür.

***

Kıbrıs adasının kaderinde papazlar büyük önemdedir. Hz. İsa’nın 12 havarisinden birisi de Aziz Barnabas’tır. Barnabas İncil’i olarak yıllardır aranan ve üzerine sayısız efsaneler bahşedilen kutsal metinlerin yazarı Kıbrıslı Barnabas’tır. Mağusa bölgesinde kendi adıyla anılan Aziz Barnabas Manastırı ve üzerine yakın tarihimizi ilgilendiren olaylar atfedilmiştir. Gazeteci Kutlu Adalı cinayeti buna en belirgin örnektir. Makarios gibi Barnabas da Kıbrıslıdır. İki tarihi kimlik de yaşarken ve öldükten sonra kavga ve gizli işlerin feyz alındığı nevi şahsına münhasır kişiliklerdir.

***

Bu nevi şahsına münhasır kimliklerin devamı niteliğinde ilk kurucusu ve koruyucusunun havari Barnabas olduğu söylenen Kıbrıs Ortodoks Kilisesi’nin günümüzdeki Başpiskoposu 2. Hrisostomos’tur. Kıbrıs’taki çözümsüzlüğün baş aktörü olarak tanımlanan kurum ve şahıs da 2. Hrisostomos’tur. Başpiskopos Hrisostomos’un barış ve hoşgörüden anladığı Kıbrıs’ta Türk düşmanlığı ve Türkiye karşıtlığıdır. Geçtiğimiz yıl içerisinde Rum Başpiskoposu II. Hrisostomos, Rum hükümetine seslenerek, “Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki ilerlemesinin durdurulması için Rum Ordusu'nun ‘modern silah sistemiyle donatılmalı” şeklinde, üzerine farz olmadan siyasi açıklamalar yapmıştır. Bunlara ilave olarak da Rum Kilisesi geçtiğimiz günlerde kiliselerine bağlı papazlara askeri faaliyetle atış eğitimi vermiştir. Kıbrıs Sorunu ve müzakerelerinin gerçek tarafı Anastasiadis ve müzakere heyeti değildir. Müzakere Kıbrıs siyasetinin en etkili aktörü olarak Kıbrıs Ortodoks Kilisesi ve başpapazı Hrisostomos’la olmalıdır.

***

Silahlanma ve kilise faktörünün farkında olan Cumhurbaşkanı Tatar katıldığı televizyon programında papazların silahlı eğitim için “Bu, asla kabul edilemez. Yerel bir gazetede yer alan bu konuyu gün yüzüne çıkarmamız yerinde oldu.” açıklamasını yapmıştır. Kıbrıs Sorunu adına bir anlaşma olması için de Cumhurbaşkanı Tatar “Kıbrıs’ta bir antlaşma olabilecekse, kilisenin biraz daha geri durması gerektiğini siyasi makamlara da söylüyoruz.” şeklinde, duruşunu ifade etmiştir. Çözüm Kıbrıs Türkünün hak ve menfaati çizgisinde yapılmalıdır. Masadan kalkan taraf kilisenin kontrolündeki Rum siyaset kurumudur. Fakat hakları alınan ve tanınmayansa Kıbrıs Türkü ve KKTC’dir. Gelecek müzakere ve görüşmeler Kıbrıs adasındaki silahlı papazların duruşu göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Kıbrıs Türkü bir yarım asır daha kaderine terk edilmemelidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...