Ana içeriğe atla

322- Melez Savaş 17.03.2022, Milliyet Gazetesi

Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş, siyasi gündemimizin ana konusudur. Televizyon kanallarında haber yorumcularının, askeri uzmanların, ilgili ilgisiz herkesin hakkında yorum yaptığı, anlamaya çalıştığımız bir olaydır. Rusya devlet başkanı Putin’in karizmasının çizildiği söylemleri, komedyen Zelenskiy’nin kahramanlaşması, “Savaşmaz, kaçar” denilen Ukrayna halkının kahramanlığı, ikmal sorunu yaşayan Rus askeri konvoylarının görüntüleri gibi bir sürü tartışmaya açık konu Ukrayna – Rusya arası savaşta gündemdir.

***

Burada konuşulan konu Putin’in ne yapmak istediğidir. NATO’nun sınırlarına yaklaşmasını engellemek ana gündemidir. Peki, askeri sayılar ve teknik donanım incelendiğinde Rusya’nın Ukrayna’yı istilası neden uzamıştır? Kremlin ve Başkanı Putin’in gizli ajandasındaki gündemi nedir?

***

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali üzerine ayrı ayrı yüzlerce doktora çalışması yapılabilir. Rusya’nın Karadeniz hâkimiyetinden tutun da NATO ve transatlantik karşıtlığına kadar çok geniş yelpazede akademik çalışmalar yapılabilir. Bir diğer önemli husus da Rusya – Ukrayna arasındaki savaş metotları ve propaganda unsurlarıdır. Zelenskiy’nin sosyal medya araçlarını başta Instagram olmak üzere aktif kullanması, bazı bireysel gibi görünen fakat aynı metinler üzerinden paylaşım yapan Twitter kullanıcılarının kamuoyunu manipüle etmesi vuku bulan çatışmalar kadar önemli olaylardır.

***

Çatışmaların sürdüğü alan Ukrayna toprakları olsa da taraflar Rusya ve transatlantiktir. Batı savunma şemsiyesi olan NATO da örtülü olarak savaşta ve cephededir. Rusya devlet başkanı Putin, kara harekâtına destek için uçar birliklerle yıkım ve yorma faaliyeti yapmaktadır. Uzun vadede kazancıysa siyasi kazanım ve gizli ajandasındaki gündemidir. Ukrayna gibi görünen ve batı destekli savunma biçimi de ‘melez savaş’ diye tabir edilen yöntemdir. Genel olarak melez savaş, siyasi hedefleri elde etmek için konvansiyonel savaş ile düzensiz, asimetrik savaşta düzenli veya düzensiz askeri kuvvetlerin birlikte kullanıldığı bir nevi yeni nesil harptir. Bu savaş metodunda savaş, barış, kriz, silahlı çatışma ve topyekûn savaş ortamında belirsizlik yaratarak askeri ve askeri olmayan vasıtalar kullanılmaktadır. Bu düşük yoğunlukta devam eden silahlı savaş ve propaganda yöntemiyle saldırı da vuku bulduğu cephe ve taraflarda belirsiz bir ortamı tesis eder. Taraflar ve yancıları bulanık suda balık avlama metoduyla belirsizliğin yönetilemeyen sürecinden siyasi çıkar devşirme yolunu izlemektedirler.

***

Savaşların melez savaş tabir edilen şekle dönüşmesiyle devletlerin ilişkileri, dost ve düşman kavramları da farklılaşmaktadır. Ankara merkez alındığında, dört bir tarafımız da yeni nesil savaş metotlarının yürütüldüğü cephelere dönüşmüştür. Ankara’daki devlet aklı ve Cumhurbaşkanlığı makamı ise geçtiğimiz hafta gerçekleşen Antalya Diplomasi Forumunda bölgedeki merkez ülke ve güvenli devlet haline dönüştüğünü tescillemiştir. Devlet aklı, belirsizliklerin yönetilemeyeceği bilinciyle krizleri tespit edip bu krizleri millet ve devlet lehine fırsat ve avantajlara dönüştürecek kudrete sahiptir. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...