Ana içeriğe atla

329- Çok Kutuplu Dünya ve Sistem Sancıları 05.05.2022, Milliyet Gazetesi

Coğrafyamız siyasi sancıların, askeri harekatların gölgesinde yeni yüzyılın ilk 22 yılını geride bırakmak üzeredir. 2018 – 2019 sonrası günümüze kadar gelen Covid-19 virüsü ve pandemi süreci yeni dünyaya geçişteki en önemli kavşak olarak tarih sahnesinde yerini almıştır. Coğrafyamız ve insanlık tarihi tüm geçiş dönemlerinde doğum sancılarını yaşamıştır. Güçlerin bölüşülmesi, mevzilerin belirlenmesi, dost düşman kümelerinin oluşması küçük büyük her organizasyonda zordur. Anadolu’da acı çekilen bir olay için betimlenen kavram ‘kabir azabı’ tanımlaması günümüz çok kutuplu dünyaya geçişin sancıları için kullanılsa yeridir.

***

Dijitalleşmenin hızlanması, bilginin kolay ulaşılması gibi kavramlarla 1990’lı yılların başında SSCB’nin dağılmasıyla ileri sürülen ABD eksenli, liberal ve demokratik tek kutuplu dünya doktrini günümüzde hızla sorgulanır hale gelmiştir. SSCB’nin çöküşü sonrası Çin, Hindistan, Brezilya, Türkiye gibi ülkelerin ekonomik ve siyasi yükselişleri, AB ve NATO’nun genişlemesi, Şangay Beşlisi gibi gelişmeler dünyayı yeni bir güç dengesi arayışına itmiştir.

***

Güçlerin dağılması, yer yer kutuplaşmaların artması, yer altı ve yer üstü kaynaklarının paylaşımı ve dağılımı küresel bir işbirliğine sebep olan başlıca olaylardır. Zenginliğin paylaşılması konusu 2. Cihan Harbi galip devletlerinin pastadaki büyük payı aldığı haliyle günümüze gelmiştir. Lakin içinden geçtiğimiz süreçte tek kutuplu sistem sorgulanır, sorgulandığı gibi de yeni aktörleri devlet ve devlet dışı çok uluslu şirketler olarak oyuna dahil etmek zorunda kalmıştır. Dijitalleşmenin arttığı günümüzde elektronik harp sistemlerini yöneten ve uygulayan şirketler, sanal evrenin kapısını açan yazılım firmaları günümüz çok kutuplu dünyanın en önemli argümanları haline gelmiştir.

***

Dünya tek kutuplu yapıdan çok kutuplu bir sisteme dönüşürken insan hak ve özgürlüklerinin korunabilmesi için de küresel çapta bir işbirliğine ihtiyaç duyulmaktadır. Yakın tarihte başlayan hali hazırda halen daha devam eden Ukrayna ve Rusya savaşı dünyadaki güç kutuplarının bölgesel güç mücadelesinin günümüz yansıması olarak okunmalıdır.

***

Rusya – Ukrayna savaşının temel sorunu NATO’nun Rusya’ya doğru genişlemesi ve Üç Deniz İnisiyatifi ile Rusya’nın sıkıştırılması ve eski Doğu Bloğu ülkelerinin Batı’ya (NATO) entegrasyonuna ilişkin sürecin Ukrayna ile devam etme riskinin Rusya siyaset kurumu üzerinde yarattığı jeopolitik kaygılar olarak tanımlayabiliriz. NATO’nun Rusya’ya doğru genişlemesi son olarak 2009 – 2017 ve 2020’de Arnavutluk, Hırvatistan, Karadağ, Kuzey Makedonya şeklinde gerçekleşmiştir. Üç Deniz İnisiyatifi de 2015 yılında ABD’nin desteğiyle Polonya ve Hırvatistan öncülüğünde Adriyatik, Baltık ve Karadeniz birleştirme projesidir. 12 üye devletli Üç Deniz İnisiyatifi iletişim ve ulaşım altyapısı ve enerji nakil hatları konularında işbirliğiyle Rusya’nın jeopolitik olarak sıkışmasına sebep olmuştur.

***

Yukarıda kısa haliyle dünya sisteminin tek kutuplu halden çok kutuplu dünya sistemine geçişini aktarmak istedim. Sistemin sancıları ve çıkardığı Rusya - Ukrayna savaşı, KKTC siyaset kurumu ve Türkiye siyaset yapıcılarına yeni dünya sistemini okumada ve çok kutuplu sisteme entegre olmada çoban yıldızı olmasını dilerim. Devlet aklı, duygusal zekası yerine analitik bir akılla büyük resimde konumunu belirleyerek geleceğe ve çok kutuplu dünyaya hazır olmalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...