Ana içeriğe atla

333- On İki Ada ve Ege Denizi 02.06.2022, Milliyet Gazetesi

Türk siyaset kurumu, bir süredir dış politika önceliklerini milli güvenlik siyaseti bağlamında Ege ve Suriye eksenine çevirmiştir. Devlet ve millet olarak, enerjinin güvenliği, gıdanın güvenliği, sosyal ve kültürel yaşamın güvenliği gibi konuları düşündüğümüzde devletlerin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenlik algısı politik psikolojide var olan olmazsa olmazdır. Cumhuriyetin kurucularının toprak kaybetmiş, Osmanlı evladı olduğunu düşündüğümüzde kuruluş asabiyesinin güvenlikçi politikalar üzerine inşa edilmesi normaldir. Devletin birinci önceliği güvenliği ve halkının huzur ve refahıdır. 

*** 

Güvenlikçi geleneksel bakışa ilave olarak coğrafyamızdaki vuku bulan hadiseler de ister istemez ‘güvenliği’ milli siyasetin ana argümanı olduğu hale getirmektedir. Karadeniz’deki Rusya – Ukrayna sorunu, Batı Trakya’da silahlanan Yunanistan ve Ege Adalarının silahlanması önemli hususlardır. Geçtiğimiz hafta Milli Güvenlik Kurulu sonrası yapılan açıklamalarda devlet politikamız ve güncel siyasetimizin bu yönde olduğunun göstergesidir. 

*** 

Ege Denizi ve Adalar meselesini ‘on iki adalar’ olarak tanımladığımızda Yunanistan’ın ABD desteğiyle Ege adalarında silahlandırması, komşuluğa yakışmayan, savaşı destekleyen adımlardır. Bunlara cevap niteliğinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli TBMM Grup toplantısında “ABD’nin Yunanistan’ı maşa olarak kullanıp Türkiye’yi stratejik meşguliyet uçurumuna çektiği, yeri gelirse de sıcak bir çatışma ortamına itmeye çalıştığı bir vehim değil, bir şüphe değil, gelişmelerin seyrinden çıkardığımız bir tehdit okumasıdır. Bizim böylesi tehditlere boyun eğecek ne bir devletimiz ne de milletimiz vardır. Yunanistan’ın, ABD’den F-15 ve F-16 savaş uçaklarıyla ilgili talebi, Türkiye’yi kötüleme ısrarı, üstelik gayri askeri statüdeki adaları yoğun olarak silahlandırması barışa değil, kutuplaşmaya ve sonucu silaha açılacak bir sürece davetiyedir. Anadolu coğrafyasının devamı niteliğindeki 12 ada konusu henüz kapanmamış yaramızdır ve 12 ada Türkiye’den haksızca, ayak oyunlarıyla gasp edilmiştir. Bu adaları Çanakkale Boğazı’yla İstanbul’un güvenliğinden ayrı düşünmek imkansızdır.” şeklindeki konuşmasıyla Ege Adalarının silahlanmasının milli güvenliğimize tehdidini dile getirmiştir. 

*** 

Aklı selim her Türk vatandaşı Ege Denizi ve Adalar meselesine milli güvenlik hassasiyetiyle bakmalıdır. Yunanistan, Türkiye’nin NATO’nun en önemli ayağı olduğunu düşünerek ve bilerek siyasetini yürütmelidir. Şımarık ve hukuksuz istekleriyle bir sonuca gidemez. Şimdi aldığı askeri destekler kesilirse, komşumuz Atina DC’nin de ayazda tek başına kalması kaçınılmazdır. 

*** 

Kıbrıs adasında geçtiğimiz haftalarda başlayan ve tahmini bir ay sürecek olan ABD’nin Hava Kuvvetleri ile katıldığı İsrail’in askeri tatbikatı önemli bir askeri oyundur. İsrail’in “Ateş Arabaları” adını verdiği tatbikatın senaryosu, İran’ın nükleer tesislerine yönelik geniş çaplı saldırıyı simüle eden bir oyun olarak icra edilecektir. Türk varlığı ve unsurunun olduğu her alanda ABD, NATO ve İsrail askeri gücü tatbikat ya da konuşlanma olarak kendini göstermektedir. Bu ve buna benzer oyun ve askeri hareketliliğin takibi milli güvenliğimiz için birinci önceliğimiz olmalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...