Ana içeriğe atla

337- Keçi Adası ve Yunan silahlanması 30.06.2022, Milliyet Gazetesi

Yunan siyaset kurumu her geçen gün Türkiye düşmanlığı ve Türk karşıtlığı sebebiyle Ege Denizi ve Adalar’ı silahlandırmaktadır. Yakın tarihimizdeki silahlanmasını NATO üyesi olmasına bağlamıştır. Batı Trakya’da ABD askeri varlığını artırmış, Ege Denizi özelinden Amerika Sahil Güvenlik unsurlarıyla antlaşma imzalamış, ABD denizcilerinin Ege Denizi’nde devriye atmasının önünü açmıştır. 12 mil ısrarını dillendirmektedir. Yunanistan, Fransa ile savunma işbirliği antlaşması imzalayarak Ege Denizi ve Adalardaki cephesinde Fransa askeri unsurlarına da yer vermiştir. Yunanistan Parlamentosu, Yunan Hava Kuvvetleri'ni güçlendirmek amacıyla Fransız yapımı 6'sı yeni, 12'si kullanılmış toplam 18 Rafale tipi savaş uçağının satın alınmasını öngören anlaşmayı da onaylamış, sözüm ona Türk – Yunan savaşı için hava kuvvetlerini de güçlendirmiştir.

 

Keçi Adası

Keçi adası 12 adaların dışında kalan statüsü belirlenmemiş ada, adacık ve kayalıklardan biridir. Bodrum’un 8 kilometre güney batısındadır. Turgut Reis mahallesine çok yakın konumdadır. Uluslararası antlaşmalarla silahsız kalması gereken statüsü belirlenmemiş yerleşime kapalı olması gereken bir adadır. Yunan askeri Keçi adasında siper ve sığınak şeklinde taş yapılara ilave olarak müştemilat tabir edilecek beton yapılarla konuşlanmıştır. Keçi Adasının Türkiye’ye bakan yüzüne de büyük bir Yunan bayrağını toprak zemine çizmiştir. Askeri birliğin hemen yan tarafına da sivil kullanıma kapalı helikopter pisti inşa etmiştir. Yunan bayrağının etrafına da Yunan güçleri topçu bataryası yerleştirmişlerdir. Kos Adası, Kalymnos Adası ve Bodrum’un Turgut Reis mahallesi arasında kalmasıyla hakim noktadır. Yunanistan Keçi Adasını silahlandırarak Lozan’a aykırı hareket etmektedir. Ege Adalar ve Ege Denizi’ndeki uzlaşıdan uzak tavrını burada da göstermektedir.

 

Güney Kıbrıs ve Fransa

Hamisi Yunanistan gibi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi de Kıbrıs’ta silahlanma hamlesini artırarak devam etmektedir. Yunanistan üzerinden Ege ve Batı Trakya’da varlık gösteren Fransa, Güney Kıbrıs ile olan diyaloglarıyla da Doğu Akdeniz’de varlığını artırmaktadır. Kıbrıs adasındaki Rum askeri varlığına da Fransa, askeri helikopter satışıyla destek olmaktadır. Güney Kıbrıs siyaset kurumu Miçotakis’ten aldığı feyzle, Fransız “Airbus Helicopters” şirketiyle altı adet savaş helikopteri alımına ilişkin anlaşma imzalamıştır. Rum Savunma Bakanı Petridis, “Türk askeri varlığı karşısında savunma alanında rehavete kapılamayız.” diyerek savunma harcamalarını ve silahlanmalarına kılıf bulmuştur. Rum bakan Petridis “Vatanımızın savunması ve ulusal güvenliği tartışmaya açık değildir.” ifadesiyle de kendini ve Rum siyaset kurumunu sözüm ona savunmuştur.

***

Türkiye Ege ve Batı Trakya’yı gözü gibi bakmakta ve oynanan oyunu görmektedir. Türk siyaset kurumu, Türk devletleri arasında tek ada devleti olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti silahlı kuvvetlerine ilave, Deniz ve Hava üssü kurarak Rum silahlanmasına cevap vermeli ve Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Türklerinin varlığını güçlendirmelidir. Geçitkale Havaalanı tamamen askeri statüye geçirilmeli, Güvenlik Kuvvetlerine bağlı Özel Görev Komutanlığı altında Özel Hava Birliği oluşturularak, Rum Milli Muhafız Ordusu’na anlayacağı güçle cevap verilmelidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...