Ana içeriğe atla

341- Suda körfezi ve Deniz üssü 28.07.2022, Milliyet Gazetesi

Ege Denizi ve adalar meselesi MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye hediye edilen ‘Denizlerdeki Misak Millimiz’ isimli harita sonrası gündemden düşmeden yerini korumaktadır. Ege denizindeki Türk karasuları ve adalarının resmedildiği haritayı gördükten sonra Yunan siyaset kurumu çılgına dönmüş bir vaziyette okyanus ötesi ve uluslararası partnerlerinden destek arama mücadelesine girişmiştir. Hukuksuz işgal ettiği, gayri askeri statüde olması gereken adaları silahlandırması Arsız Miçonun siyasi kimliği haline gelmiştir. Şimdiye kadar Yunan siyaset kurumu Türk ve Türkiye Cumhuriyeti düşmanlığını haritalar ve anlamsız ada ziyaretleriyle defalarca göstermiştir. Türk devlet aklı ve siyaset kurumu da nereye kadar gidebileceklerini görmek adına sükûneti koruyarak Yunan orta oyunu izlemektedir.

***

Fakat harita krizi sonrası Yunan siyaset kurumunun arsızlıkları unutulmuş, Yunan siyasiler ve askeri personelleri, transatlantik aklıyla birlikte Girit Adası’nın derdine düşmüşlerdir. Denizlerdeki Misak-ı Millimiz adındaki haritada diğer adalar da vardır. Fakat ne hikmetse Atina DC aklı, Girit’in Türk adası olduğu fikrinin üzerine gitmiştir. Peki Atina DC tarafından Girit’i bu kadar önemli kılan nedir?

***

Girit Adası’nın kuzeybatı sahilinde Suda kasabası yakınlarında Akrotiri yarım adası ile Drapona Burnu arasındaki körfez yaklaşık 15 km uzunluğunda doğal bir liman konumundadır. Körfezin iki tarafını da yükselen tepeler Suda Körfezini gizli tutarak korumaktadır. Bu özel konum da Suda körfezinin askeri bir liman ve deniz üssü olmasını sağlamıştır. Suda deniz üssü NATO adı altında ABD deniz ve hava kuvvetlerinin kullandığı Ege denizi ve Akdeniz’i birbirinden ayıran sınır taşı niteliğindeki Girit’in en stratejik konumudur.

***

Girit Adası ve Suda deniz üssü konumu itibariyle Ege denizi ve Akdeniz geçişlerini kontrol edebilen, Yunanistan karası ve Türkiye’nin Ege illerine hakim bir noktadır. Kıbrıs adası sonrası en stratejik konumdaki Ege ve Akdeniz adasıdır. Yunan siyaset kurumu NATO adı altında okyanus ötesi büyük devleti ABD’yi topraklarında konuşlandırarak bir nevi kendini de işgal ettirmektedir. Çünkü NATO üsleri doğal ortaklıktan kaynaklı sayıları çokça aşarak ABD ordusunun kışlası konumuna gelmiştir. ABD’nin Suda üssü varlığı ve planları hava ve deniz birliklerinin konuşlanması şeklindedir. ABD hava kuvvetlerine bağlı F-35 ve F-15 savaş uçaklarıyla birlikte 500’e yakın askeri personel Suda üssü ve doğal olarak da Girit adasına konuşlanmaktadır. Yunan siyaset kurumu ve Atina DC aklı arttırdığı silahlanma hamlelerine ABD’ye çokça yer vererek devam etmektedir. Denizlerdeki Misak-ı Milli haritası sonrası içeride ve dışarıda karşıt söylemlerin kerameti, ABD’nin Suda üssünün gelecekte konuşulması ve tartışılması olasılığındandır.

***

Arsız Miço, harita sonrası “Bahse konu harita, milli devlet politikası mı?” diye sormuştu. Şimdi Miço’ya bir soru da ben sorayım. Yunan ordusu hava ve zırhlı birlik askerlerinin tişörtlerine basılan temsili Kıbrıs adasından Türkiye haritasının söküldüğü figür bir avuç askerinizin mi yoksa Yunan silahlı kuvvetlerinin mi resmi görüşüdür?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...