Ana içeriğe atla

346- Azerbaycan’a KKTC’de askerî üs 01.09.2022, Milliyet Gazetesi

Güney Kıbrıs siyaset kurumu Kıbrıs adasını ikiye bölmek için ve bölünmüşlüğünü kalıcı hale getirmek için elinden geleni yapmaktadır. Geçtiğimiz hafta katıldığı Hercules – 2 tatbikatıyla özel kuvvet personellerinin imkan ve kabiliyetini her geçen gün arttırmak için çalışmaktadır. Rum Yönetimi’nin yaptığı belki de doğrudur, Kıbrıs adasında kendi sınırlarını korumak istemektedir. Malum yanındaki ‘azınlık Türk topluluğu’ diye tanımladığı 15 Kasım 1983’te ilanı yapılan ‘yasama, yürütme ve yargı’ sistemi olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir. Güney Kıbrıs bir nevi askeri silahlanması ve farklı ülkelerle girdiği askeri ittifakları kendi adına doğru yapmaktadır. Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu olmadan attığı her adım adadaki iki devletli çözüme zımni kabuldür. KKTC ve GKRY olarak Kıbrıs adasının iki siyasi teşekkülünün silahlanma ve askeri teknik kapasitesini arttırması en doğal hakkıdır.

***

Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu askeri ittifaka ilk adım olarak belki de dost ve kardeş ülke Azerbaycan’a KKTC’de deniz, kara veyahut hava üssü kabilinden bir alan tanımlayacak resmî bir adım atmalıdır. Akdeniz, Kafkasların inmek istediği en önemli denizdir. Cumhurbaşkanı Tatar ve Azerbaycan Başkanı Aliyev’in Konya’daki temasları askeri ve diplomatik temas ve tanımaya taşınmalıdır. Kıbrıs adasında KKTC’nin varlığını tanımayan Rum siyaset kurumuna ve dünyaya en önemli cevap Türk devletleri ve İslam İşbirliği Teşkilatı üye devletleriyle girilecek siyasi – askeri ve ticari ilişkiler olsa gerek.

 

S–400 aktivasyonu şarttır!

Yunan siyaset kurumu Türk düşmanlığını Ege ve Akdeniz’de göstermeye devam etmektedir. NATO Angajman Kuralları’nda ‘düşmanca hareket’ olarak tanımlanan olay geçtiğimiz günlerde yaşanmıştır. Ege ve Doğu Akdeniz’de görev uçuşu gerçekleştiren Türk jetlerine Yunanistan’a ait S-300 Hava Savunma Sistemi tarafından ‘radar kilidi’ tabir edilen olay gerçekleşmiştir. S–300 sistemi marifetiyle gerçekleşen olay sonrası Yunanistan’ın söz konusu bataryaları aktif olarak kullandığı da ortaya çıkmıştır. Girit adasındaki konuşlu S-300 bataryaları hali hazırda Türk jetlerini düşman görmekte ve Ege’deki Türk – Yunan gerginliğini artırmaktadır.

***

Yunanistan Akdeniz, Kıbrıs ve Ege’de kendine yakışır şekilde hareket etmektedir. Bu yapılan düşmanca harekete karşılık olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahip olduğu S-400 Hava Savunma Sistemleri de başta Ege ve Trakya illerinde olası Yunan tehdidine karşı aktif edilerek hazır bekletilmelidir. Çağımız ve insanlık olmaz denilen her olayın olduğu günü yaşamaktadır. Su uyur düşman uyumaz mantığıyla coğrafyanın yediemin devleti Türkiye tüm senaryolara hazırlıklı olarak sistemdeki yerini korumalıdır. KKTC siyaset kurumu da Doğu Akdeniz’deki varlığını güçlendirmek için yapısal reformlardan başlayarak askerî teşkilatını her an diri ve güçlü tutmalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...