Ana içeriğe atla

349- İkamet Nicosia, görev alanı Lefkoşa 22.09.2022, Milliyet Gazetesi

Savaş, devletlerin aralarındaki ekonomik ve siyasal anlaşmazlıklar ve diğer sorunlar nedeniyle siyasal ilişkilerini keserek birbirlerine karşı ordularıyla giriştikleri silahlı eylemdir. Tanımı bile kötü olan bir olgudur. İnsanlık için en son başvurulması gereken metot silahlı hak arama ve çatışma ortamı olmalıdır. Diplomasi, uluslararası siyasi ve hukuki iletişim demektir. Devletlerin birbirleri ile olan sorun veyahut uyuşmazlıklarını gidermek için kullanılması gereken en önemli sanat da diplomasidir. Coğrafyamız devletler arası ilişkilerin en sert ve çetin geçtiği bir alandır. Devletlerin çıkarlarını korumak ve kollamak adına giriştikleri mücadeleye inanç sisteminin de dahil olmasıyla siyasi coğrafya kızışmakta, müesses nizam tahrip olmaktadır. Rus - Ukrayna savaşı Türkiye’nin diplomasisinin bölgede ne kadar güçlü olduğunun örneğidir. Bunun somut çıktısı da tahıl koridorunda Türkiye’nin üstlendiği roldür.

 

Silah ambargosu

Yukarıdaki özetten sonra, diplomasi bir savaş ve tehdit unsuru bir argüman olarak da kullanılır diyebiliriz. Kıbrıs adasında Kuzey Kıbrıs’ın komşusu Rum Yönetimi’ne karşı Amerika tarafından uygulanan silah ambargosu ne hikmetse geçtiğimiz günlerde birden kalktı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)’ne uyguladıkları silah ambargosunu bir yıllığına kaldırdıklarını açıkladı. Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın Rum Yönetimi’nin gerekli koşulları yerine getirdiğini tespit ettiği ve Kongre’ye tebliğ ettiği, söz konusu koşulların bir yıllığına değerlendirildiği vurgulanan açıklamada “2023 mali yılında GKRY için savunma ticaret kısıtlamaları kaldırıldı.” denildi. Price, uluslararası silah ticareti düzenlemelerinin 1 Ekim 2022’den itibaren geçerli olacağını da sözlerine ekledi.

***

Sözün özü ABD, Yunanistan ve Rum Yönetimi üzerinden Türkiye’nin barış ve huzur için yaptığı diplomasi adımlarına askeri tehdit olarak güçlendirdiği vesayetçi devlet Güney Kıbrıs ve Yunanistan üzerinden mesaj vermek istemiş. Bir nevi aba altından sopa göstermiştir. Geçmişten günümüze okyanus ötesi aklın kayığıyla yol gitmek isteyen ülkelerin coğrafyamızdaki son halleri ortadadır. Coğrafyanın kadim ve yedi emin devleti Türkiye’dir. Gerisi laf kalabalığı ve bir avuç para-siyasi figürün idare ettiği mevzulardır.

 

Müslüman Büyükelçi

ABD silah ambargosu diplomatik bir tehdittir. Bu ambargo kaldırma olayına karşılık tesadüf ya da karşı cevap niteliğinde olan bir diğer konu da Güney Kıbrıs’a yeni atanan Rusya Federasyonu Büyükelçisinin Müslüman olmasıdır. Rusya’dan Güney Kıbrıs’a, Putin’e yakınlığıyla bilinen Müslüman Büyükelçi Murat Zyazikov atanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi de Murat Başçeri’dir. İki Murat, dini bayramlarda bir araya gelse yeridir. İkameti Nicosia görev yeri Lefkoşa desek doğru olur. Rusya’nın Müslüman büyükelçi hamlesi sonrası bir diğer önemli olay da Rusya’dan yolcu uçaklarının direk Kuzey Kıbrıs Ercan Havaalanı’na uçuş yapacak haberidir. Savaş ve coğrafyamızın eksileri olduğu gibi bu eksiler stratejik akıl marifetiyle artıya dönebilecek olaylardır. Büyükelçi Zyazikov sonrası belki de Kuzey Kıbrıs’a Rusya’nın turizm veyahut eğitim diplomasi şefliği açılabilir. Kuzey Kıbrıs ve Türk siyaset kurumu coğrafyanın artı ve eksilerini değerlendirebilecek güç ve kudrete sahiptir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...