Ana içeriğe atla

353- Ege’de taraf tutmuyormuş 20.10.2022, Milliyet Gazetesi

Son günlerdeki ana gündemimiz siyaset kurumu ve milli güvenliğimizi ilgilendiren askeri ve diplomatik temaslardır. Karadeniz’deki gelişmeler Ege, Batı Trakya ve Adalar; Doğu Akdeniz’deki enerji denklemi; Türkiye Yunanistan ilişkileri; İsrail, Mısır ve Libya gündemdeki hikayelerin öznesi kabul edebiliriz. Deniz ve kara komşumuz olan bu öznelere ilave olarak da okyanus ötesinin yüzölçümü büyük devleti ABD’yi de ‘gizli özne’ olarak cümle ve milli güvenlik hikâyelerimize eklemlemek pek de yanlış olmaz. Bahse konu özne ülkelerde askeri, ticari ve siyasi etkinliği hiç de azımsanmayacak kadar çok olan Amerika, hem gizli özne hem de gölge yazar mahiyetinde Türkiye’nin deniz ve kara sınırı komşularında at koşturmaktadır.

***

Amerika’nın kovboy edasıyla yürüttüğü faaliyetleri bölge güven ve huzur, Türkiye’nin milli güvenliği için hayati önemdedir. Bu önem ve söylem son günlerde Türk – Amerikan ilişkilerini sorgulanır, Türkiye’nin NATO üyeliğini tartışmaya açar hale gelmiştir. Hal böyle olunca ABD Ankara Büyükelçisi Flake de güncel tartışmalara cevap olacak mahiyette açıklama yapmıştır. Elçi Flake açıklamasında “Son dönemde bana ABD’nin Ege’de güvenliğe ilişkin pozisyonunda bir değişiklik olup olmadığı sorusu yöneltiliyor. Bu soruya cevabım ‘Hayır’. NATO Müttefiklerimiz Türkiye ve Yunanistan ile güvenlik alanındaki işbirliğimiz, ortaklardan biri lehine taraf tutmaya ya da dengeyi bozmaya yönelik bir tutuma dayanmamaktadır. Şu anda ortak çabalarımız, Rusya’nın Ukrayna’daki acımasız ve nedensiz savaşını sonlandırmaya odaklanmaktadır. Türkiye, özellikle gıda güvenliğini ileri bir noktaya taşıyarak ve Ukrayna ile Rusya arasında diyaloğu geliştirerek değerli bir destek sağlamayı sürdürmektedir. Yunanistan ile savunma alanındaki işbirliğimiz, Ukrayna’yı ve Orta ve Doğu Avrupa’daki NATO Müttefiklerimizi destekleyerek NATO’nun doğu kanadını güçlendirmektedir. NATO Müttefiklerimiz Türkiye ve Yunanistan ile paylaştığımız başlıca hedef, bölgenin tamamında barışın, güvenliğin ve istikrarın sağlanmasıdır.” demiştir.

***

Elçi Flake’nin açıklamasından yola çıkarak; Ege’deki tutumları için NATO müttefiklerimiz Türkiye ve Yunanistan’a ‘eşitiz’ diyor. Ege’deki güvenliğe dönük bir pozisyonda değişikliğimiz yok demektedir. NATO bağlamında Yunanistan’ı silahlandırması ve Ege Deniz’ini NATO gölü haline getirmesi sonrası Türkiye’nin NATO üyeliğinden çıkması ihtimali gündemde olursa Amerika’nın Ege’deki düşman ve müttefik kavramını güncellemeyeceğinin bir garantisi var mıdır? Yunanistan’la olan savunma işbirlikleri içinse Elçi Flake; “Ukrayna’yı ve Orta ve Doğu Avrupa’daki NATO Müttefiklerimizi destekleyerek NATO’nun doğu kanadını güçlendirmektedir.” demiştir. Bu yoruma da sorumuz “Türkiye NATO’nun hangi kanadıdır?” Türkiye’ye satılan askeri araç-gereçler bir nevi NATO’yu güçlendirmektedir. Yunanistan ve doğu kanadı ülkelerine gösterdikleri askeri destek ve silahlanmayı Türkiye’nin F-35 programındaki hakkını koruyarak sağlaması Amerika’nın samimiyetini ispatlamak için bir fırsattır. Açıklamayı fazla irdelemeden siyaset kurumu Amerika’nın ‘Ege’de taraf tutmuyormuş’ açıklamasını sağduyuyla yaklaşarak milli devlet aklıyla güvenlik siyasetini yaşama geçirmelidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...