Ana içeriğe atla

356- Ebedi Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk 10.11.2022, Milliyet Gazetesi

Kıbrıs ve Doğu Akdeniz bölge ülkeleri ve kıyıdaş devletler için ekonomik menfaat ve güvenlik kaygıları için hayati önemdedir. Türkiye içinse Kıbrıs, soydaşlarının yaşadığı şanla, şerefle kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve garantörü olduğu milli bir devlettir. “Yeryüzünün çağımızdaki merkezi neresidir?” sorusunun belki de yanıtı Doğu Akdeniz ve Kıbrıs adasıdır. Cumhuriyet Türkiyesinin kurucusu Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk, 1937 yılında Antalya’da yapılan askeri tatbikat sırasında, yanında bulunan kurmay subaylara “Türkiye’nin yeniden işgal edildiğini ve Türk kuvvetlerinin sadece bu bölgede mukavemet ettiğini farz edelim. İkmal yollarımız ve olanaklarımız nelerdir?” sorusunu sorar. Soruya muhatap olan subaylar değişik görüşler açıklarlar ve Aziz Atatürk, söylenenlerin hepsini dinledikten sonra elini masa üzerinde bulunan haritada Kıbrıs’ın üzerine koyarak“Efendiler, Kıbrıs düşman elinde bulunduğu sürece, bu bölgenin ikmal yolları tıkanmıştır. Kıbrıs’a dikkat ediniz. Bu ada bizim için önemlidir.” demiştir. Ebediyete intikalinin 84. yılında Aziz Atatürk ve Cumhuriyetin kurucu kahraman silah arkadaşlarını rahmet ve minnetle her gün anmalıyız. 85 yıl önce Kıbrıs’ın önemini askeri tatbikat esnasında kurmaylarına aktaran Mustafa Kemal’in ileri görüşlü bakış açısı günümüzde de halen daha Türkiye yüzyılına ışık olacaktır. Dün olduğu gibi bugün de Kıbrıs adası ve KKTC stratejik önemini koruyarak Akdeniz’deki kıyıdaş devletler ve paydaşlar için önemli bir aktördür.

***

KKTC siyaset kurumu ve Türkiye’deki siyasi karar alıcı, Doğu Akdeniz’in ve Kıbrıs’ın konum ve stratejisini tarihi bakış acısıyla bilerek siyaset üretmelidir. Kıbrıs adasında iki devletli çözüm Türkiye yüzyılının ilk on yılının vizyon projesi olmalıdır. Siyasi tarih dün ve bugün olduğu gibi Rum ve Yunan siyaset kurumu temsilcilerinin Kıbrıs adasıyla ilgili tarihi açıklamalarıyla doludur. Bu tarihi itiraflara örnek olarak 15 Temmuz 1974’teki Yunan cuntasının darbesinden sonra Makarios, 19 Temmuz 1974 günü BM Güvenlik Konseyi’ndeki konuşmasında ‘Adanın Yunan Ordusu tarafından işgal edildiğini, Türklerin de can güvenliklerinin olmadığını ve işgalin kaldırılması için Türkiye’nin müdahale etmesini istediği’ bir konuşması mevcuttur. Rum siyaset kurumunun 1974 öncesi adadaki yaşananların sorumlusu olarak Yunan ordusunu işaret ettiği en önemli itiraftır. Bu itirafla da yeni nesil Rum siyasetçilerin betimlediği gibi Türkiye adada işgalci değil, ‘barış ve huzurun’ garantörüdür.

***

Tarih şuuru ve millî akılla, Türkiye yüzyılının ilk siyasi projesi Kıbrıs adasında KKTC’yi bağımsız bir devlet olarak tanıtmaktır. Analitik zeka ve devlet aklıyla hareket edildiğinde KKTC’nin tanınması için siyasi tüm argümanlar hazırdır. Doğalgaz ve deniz ticaret yollarının güvenliği tam manasıyla KKTC olmadan mümkün değildir. Türk devlet aklı, projelerle Akdeniz’e kıyıdaş ve paydaş devletleri başta olmak üzere diğer akil devletlerle de diplomatik temaslarını arttırmalıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...