Ana içeriğe atla

364- TCG Anadolu 05.01.2023, Milliyet Gazetesi

Okyanus ötesinin eski başkanı Truman, ABD’nin batısında yapılacak petrol arama ve çıkarma işleri için ‘kıta sahanlığı’ olarak adlandırılan, ülkelerin deniz yetkilerini tanımlayarak denizlerin de ülkelerin bir parçası olduğunu kabul eden bir anlayışı 1947 yılında ortaya koymuştur. Cenevre Deniz Hukuk Sözleşmeleri, 29 Nisan 1958’de Cenevre’de imzalanıp 30 Eylül 1962’de yürürlüğe girmiştir. Türkiye, bu sözleşmelere taraf ülke değildir. 4 Ana Sözleşmeden oluşan 1958 Cenevre Sözleşmeleri, yerini 10 Aralık 1982’de imzalanan BM Deniz Hukuku Sözleşmesine bırakmıştır. Yukarıdaki tarihi süreçteki sözleşmeler Türkiye’nin denizlerdeki Mavi Vatan doktrininin zeminini hazırlamıştır.

***

Türkiye Mavi Vatanı için 2 Mart 2004’te BM’ye verdiği notayla bazı batı bölgelerinde egemenlik hakları olduğunu ilk kez iddia etmiştir. BM’ye verilen 4 Ekim 2005 tarihli notada ise 32° 16’’ 18’ ila 28° Doğu boylamı arasında, 34° Kuzey enleminin kuzeyinde kalan deniz alanlarının kendi kıta sahanlığı olduğu ve 28° Doğu boylamının batısında, Ege Denizi’ndeki Türkiye ile Yunanistan kıta sahanlığı sınırının Akdeniz’e ulaştığı noktaya kadar uzanacağı bildirmiş ve 2006’da Türk Deniz Kuvvetleri bölgede Akdeniz Kalkanı Harekatı’nı icra etmiştir.

***

Mavi Vatan kavramı, ilk defa 14 Haziran 2006 tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda düzenlenen Karadeniz ve Deniz Güvenliği konulu sempozyumda konuşulmuştur. Mavi Vatan tanımı, 2015 yılı sonrasında Türkiye’nin deniz alanlarında askeri güce dayalı strateji yürütmesinde etkin rol oynamıştır. 2019'da Türkiye tarihinde ilk defa eş zamanlı olarak Karadeniz, Ege ve Akdeniz'de Mavi Vatan Tatbikatı yapılmıştır.

***

Anadolu karasından hiçbir farkı olmayan denizlerimiz de vatandır. Mavi Vatan tanımı Anadolu coğrafyasının ruhuna uygun, Cumhuriyet Türkiye’sinin deniz ötesi faaliyet ve deniz alan hakimiyeti şiarına hizmet eden bir fikir ve tanımdır. Üç tarafımızın denizlerle kaplı olması Anadolu coğrafyamız kadar denizlerimizin de bölge ülkeleri ve genel siyasi coğrafyamız için emniyet koridoru, yük ve insan taşımacılığı için yol ve denizlerdeki enerjinin yatağı ve nakli için hayati önemdedir. Coğrafyamızın savaş bölgesi olması, Rus–Ukrayna savaşı ve sonrası dönemde ‘tahıl ve enerji’ koridoru olmamız ülkemizin ve vatan olarak tanımladığımız yetki alanlarımızın önemini gözler önüne sermektedir.

***

Bu önem ve stratejiye de yakışan denizlerdeki kalemiz olacak olan TCG Anadolu isimli amfibi hücum gemimiz, Cumhuriyet Türkiye’sinin en önemli vizyon çıktılarından birisidir. Çok maksatlı amfibi hücum gemisi sınıfında olan TCG Anadolu, barışta ve savaşta şan ve şerefli hizmet eden bahriyelilerimizin yüz akı, batmayan kalesi olarak hizmet edecektir. Teknik özellikleri bakımından çağın gereksinimlerini karşılayacak kapasitededir. Cumhuriyet Türkiyesi siyaset aklı ve kurumu, içinden bulunduğu günlük politik konulara boğulmadan coğrafyanın emin devleti Türkiye olarak ordusunu ve hariciyesini güçlendirerek yoluna devam etmelidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...