Ana içeriğe atla

368- Yunanistan’ın askeri kapasitesi 02.02.2023, Milliyet Gazetesi

Yunanistan siyaset kurumu sorun olarak gördüğü Ege Adaları, Ege Denizi kıta sahanlığı, Kıbrıs Sorunu, Batı Trakya Türk azınlığı hakları gibi konularda diplomasiyle sorun çözme kapasitesinin düşük olması sebebiyle bir sonuca varamamıştır. Bahse konu sorun gördüğü konular ve konunun muhataplarını da düşman görmekten geri kalmamaktadır. Bir nevi Yunanistan ve siyasi aklı Atina, kendi dertlenip kendi konuşarak masada diplomasiyle çözülecek konuları büyütmekte ve bu konular üzerinden kimliğini bulmaya çalışmaktadır.

***

Sorun olarak gördüğü bu konuları da sıkıştığı anda kendi iç siyasetinde kullanmakta veyahut seçim malzemesi yapmaktadır. Bu alışkanlıklarını 2023 yılı içerisinde yapacakları seçimler için de kullanmaktan geri kalmamışlardır. Yunanistan Kalkınma ve Yatırımlar Bakanı Adonis Georgiadis, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Bir gece ansızın gelebiliriz.’ betimlemesi için “Bu sözleri her duyduğumuzda gülüyoruz. Sayın Erdoğan'a gece, öğlen, sabah veya öğleden sonra gelmeye cesaret ederse, Rafale ve Viper'ın Türk Hava Kuvvetleri'ni ezeceğini bildirmek istiyorum.” demiştir. Bakan Adonis’in açıklamasını Ta Nea gazetesi “Erdoğan gece gelirse Rafale ve Viper, Türk Hava Kuvvetlerini ezer.” başlığıyla duyurmuştur. Yunan Bakan hızını alamamış, Roma atasözü olarak söylediği “Barış istiyorsanız savaşa hazır olun.” şeklinde bir lakırdıyı da açıklamasına eklemiştir. Aç tavuk kendini buğday ambarında sanır misali Yunanlı Bakan son olarak “Ben de Erdoğan'a söylüyorum: Yunanistan'a bulaşamazsınız. Miçotakis geldi ve silahlı kuvvetleri güçlendirdi. Torpidolar aldık, Rafales aldık, fırkateynler sipariş ettik, Fransa ve ABD ile ittifak yaptık.” demiştir. Yunan bakan bir nevi itirafta bulunmuştur. Barış ve diplomasi kapasitelerinin olmadığı gibi üretim ve yerlilik üzerine savunma sanayileri de yoktur. Bu yoklukla bahse konu bakan sadece ‘onu aldık, bunu aldık, şununla bununla ittifak yaptık’ diyerek acizliklerini dile getirmiştir.

***

Yunanistan siyaset kurumu kapasitesiz üretimlerini dış alımlarla kapatma girişimine gitmişlerdir. Atina siyaset kurumu, silahlanmaya 2019’da 500 milyon Euro, 2020 yılında 530 milyon Euro, 2021 yılında 2,52 milyar Euro harcarken bu rakam 2022'de 3,37 milyar Euro'ya ulaşmıştır. Bu harcamalara ilave olarak Temmuz 2019’dan bu yana 172 silahlanma programına 14,4 milyar Euro’luk sözleşme imzalayarak dahil olmuşlardır.

***

Yunan siyaset kurumu, seçim dönemi ve hükümetin iç siyasette sıkıştığı dönemde milli siyaset dediği her argümanı kişisel çıkarları için kullanmakta ve kendinin olmayan ürünlerle kabadayılık yapmaktadır. Halbuki komşusu Türkiye’yle diyalog ve çözüm üzerine masada olsa çözemeyeceği hiçbir sorun yoktur. Yunanistan ordusu ve teknik kapasitesi Türkiye’yle kıyaslanamaz. Yunanistan’ın hali hazırdaki asker sayısı kadar Türkiye’de avcılık sporu için lisanslı atıcı vardır. Türk Savunma Sanayi İHA, SİHA ve diğer kara ve hava araçlarıyla rüştünü ispatlamıştır. Yunanistan şunu da iyi bilmelidir: Savunma sanayi üretim kapasitesi olmayanın kurmay zekâsı ve yetişmiş insan kalitesi de yoktur. Aldık ve imzaladık dediği anlaşma ve araç gereçleri sistemli bir akılla yönetmek, savaşmak ve kazanmak için birinci kuraldır. Atina siyaset kurumunun diplomasi ve barış kapasitesini arttırması kendi menfaatinedir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...