Ana içeriğe atla

382- Milli kazanımlar 11.05.2023, Milliyet Gazetesi

Siyaset kelimesi; bir devletin veya topluluğun yönetiminde kullanılan stratejiler, politikalar ve uygulamalar ile ilgilidir. Siyaset, iktidarın kazanılması, korunması ve kullanılması sürecinde ortaya çıkan işlemleri kapsar. Ayrıca siyaset, toplumda yaşanan sosyal, ekonomik ve kültürel sorunların çözümüne yönelik politikaların geliştirilmesi ve uygulanmasını da içerir. 

*** 

Politika; bir devletin veya toplumun belirli bir amacı gerçekleştirmek için yürüttüğü stratejiler, politikalar ve uygulamaların bütünüdür. Politika genellikle iktidarın kazanılması, kullanılması ve korunması sürecinde ortaya çıkan işlemleri kapsar. Ayrıca politika, bir ülkenin iç ve dış ilişkilerini düzenleyen kuralların bütünüdür. Bu nedenle politika, toplumda yaşanan ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal sorunların çözümünde önemli bir araçtır. Politikaların geliştirilmesi ve uygulanması, demokratik yöntemlerle yapıldığında toplumsal refahı artırabilir ve insan haklarına saygıyı sağlayabilir.

*** 

Kamu yönetimini ilgilendiren ‘siyaset ve politika’ kavramları genel hatlarıyla yukarıdaki gibidir. Anlama ve nereden baktığınla alakalı olarak tanımları ve kavramları tartışmaya açıktır. Lakin kamu yönetimi ve siyasi sınırlardaki birey için iki kavram ve uygulayıcıları hayati önemdedir. Milletin ve devletin kaderini etkileyen seçilmiş ve atanmışlar iki kavram çerçevesinde yasama, yürütme ve yargı faaliyetlerini sürdürmektedirler. 

*** 

Siyaset kurumunun ana aktörleri olan seçilmiş ana muhalefet ve iktidarı elinde tutan aktörlerin seçim dönemlerinde bolca kullandıkları söylem ‘önümüzdeki seçimler çok önemli’ tabiridir. Çok partili siyasi yaşama geçildiği günden itibaren önümüzdeki seçimler hep önemli olmuştur. Birey olarak bizler seçmen kimliğimizle bu seçimin kader mi yoksa bir önceki seçim gibi mi olduğunu nasıl anlamalıyız, nasıl okumalıyız büyük fotoğrafı? 

*** 

Alak suresi birinci ayeti: ‘İkra bismi rabbikelleziy halak’ Türkçesi de ‘Yaratan Rabbinin adıyla oku!’ bize düşünen coğrafyamızı okumak, insanlığı okumak, doğayı, siyasi olayları ve kendimizi okumaktadır. Siyaset kurumu kampanya süreci siyasal iletişimin metotları üzerine kurulmuştur. Bazı durumlar da mantık ve akıl yerine duygusal zekayla hareket etmemizi sağlayan siyasal iletişim metotları da olabilir. 

*** 

Sözün özü; biz birey olarak kader seçimi ya da farklı bir adla tanımladığımız seçime ve sandığa yüksek bir oranla katılmalıyız. Yazılarımın öznesi olan milli güvenlik hassasiyetiyle, Ege Denizi ve Adalara, Batı Trakya meselesine, Doğu Akdeniz enerji konusuna, Kıbrıs Sorunu ve Suriye iç savaşı gibi meselelerdeki kazanımlarımız ve avantajlarımızı iyi okuyarak sandığa gitmeliyiz. Milli kazanımlarımız ne dersek; Mavi Vatan’ımızdaki arama ve sondaj faaliyeti yapan gemilerimiz, Savunma Sanayi alanındaki İHA, SİHA başta olmak üzere, HÜRKUŞ, ANKA, Kaan, TCG Anadolu, TOGG gibi eserler bunların sadece birkaçıdır. Sandık ve seçimler kişileri değiştirebilir, önemli olan devlet ve millet olgusunun korunup kollanması ve kazanımlarımızın muhafaza edilmesidir. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...