Ana içeriğe atla

384- Niccolò Machiavelli ve siyaset kurumu 25.05.2023, Milliyet Gazetesi

Niccolò Machiavelli, devlet adamı, askerî stratejist, şair ve oyun yazarı, Floransalı düşünür ve İtalyan Rönesans hareketinin en önemli figürlerindendir. İtalyan politik düşüncesinin siyasi felsefesi, günümüz dünya siyasetine de ilginç bir perspektif sunabilir. Machiavelli'nin en ünlü eseri olan “Prens”, güç kazanma ve sürdürme üzerine detaylı bir rehberdir. Machiavelli'nin fikirlerinin günümüz siyasetindeki olası yansıması tüm siyaset kurumundaki tüzel ya da kamusal kimliklerde görülmektedir.

***

Machiavelli, bir liderin yönetmek ve gücünü korumak için ne gerektiğini tartışırken, ahlaki ve etik değerlerden ziyade pragmatizmi vurgular. Kendisi, amaçların araçları haklı kıldığını savunur. Siyaset kurumunda bu tür pragmatik politikaların örnekleri de mevcuttur. Örneğin siyasi liderler, koalisyonlar oluşturmak veya referandumlar geçirmek gibi stratejik hedeflere ulaşmak için genellikle farklı gruplarla ittifaklar kurarlar.

***

Bir başka önemli Machiavelli öğretisi de halkın desteğinin, bir liderin başarılı olmasında kritik bir faktör olduğu yönündedir. Bu görüş dünya siyasetinde de sıkça görülür. Partiler ve liderler, seçmenlerinin desteğini kazanmak ve sürdürmek için geniş çaplı sosyal politikalar ve halkla ilişkiler kampanyaları düzenlerler. Özellikle dönemsel seçimlerde, bu kampanyaların yoğunluğu artar.

***

Machiavelli, güç ve otorite konusunda da vurgu yapar. “Prens”te, bir liderin otoritesini sürdürebilmesi için gerektiğinde kuvvet ve korkuyu kullanmasının gerekli olduğunu ifade eder. Siyaset kurumunda bazen bu tür bir otoriter eğilim gözlenebilir. Örneğin, protestoların bastırılması veya muhalefetin eleştirilerinin bastırılması gibi durumlar, Machiavelli'nin öne sürdüğü kuvvet kullanımına benzerlik gösterebilir.

***

Son olarak, Machiavelli'nin “Prens”inde belirttiği bir diğer önemli nokta, siyasetin belirsiz ve değişken doğasıdır. Bu, dünya siyaseti ve Türkiye'deki siyasi manzaranın dinamikliği ile de örtüşür. Partiler, liderler, ittifaklar ve politikalar sürekli değişim içerisindedir ve liderler bu değişkenlikle başa çıkmak zorundadır.

***

Siyaset kurumu ve Machiavelli’den yola çıktığımızda komşu Yunanistan ve Türk siyaset kurumu seçim sürecindedir. Liderler ve siyaset kurumunun farklı renkleri ‘yönetme’ isteğiyle seçim süreçlerinde kampanyalar ve ittifaklar, görüşmeler ve siyasi orta oyunlarını sahnelerler, burada önemli olan seçilecek olan kişinin millet ve devlet menfaatiyle hizmet etmesi ve çalışmasıdır. Örnekle Türkiye siyaset kurumu, 15 Temmuz sonrası milli kazanımları misakı millisinin dışına kadar taşmıştır. Doğu Akdeniz, Karadeniz’deki enerji yataklarının tespiti ve işletilmesi, savunma sanayindeki milli atılımlar gözle görülür netliktedir. Siyaset kurumunun seçim sürecindeki hal ve hareketlerinin önemli olduğu kadar milli devlet aklı ve milletin kazanımları da önemlidir. Türk siyaset kurumu Cumhurbaşkanlığı seçimini ilk defa ikinci tura bırakmıştır. Bu süreçte millet dost/düşman ve milli kazanımlarını görerek huzur ve barış içinde Cumhurbaşkanı’nı seçecek sağduyuya sahiptir. Kesin sonuç açıklandıktan sonra süreç milli kazanımların korunması, millet ve devlet aklına hizmetin devamlılığıdır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...