Ana içeriğe atla

385- Siyasi coğrafyanın ağırlık merkezi: Türkiye jeopolitiği 01.05.2023, Milliyet Gazetesi

Coğrafi konumu itibariyle Türkiye, Asya ile Avrupa arasındaki köprü konumunda yer alır ve bu nedenle de Doğu ve Batı arasında stratejik bir noktadadır. Ayrıca Karadeniz, Akdeniz ve Ege Denizi gibi önemli deniz yolu rotalarının kesiştiği alan Türkiye kontrolündedir. Türkiye’nin kara ve deniz komşuları Rusya, İran, Irak, Suriye, Yunanistan, Bulgaristan, Ermenistan, Gürcistan, Kıbrıs, İsrail, Lübnan, Filistin, Mısır, Libya ve Ukrayna’dır. Komşuların bazılarıyla kara sınır geçişi olmasa da tarihsel bağa dayanan iletişimi ve hukuku vardır. Bu durum, Türkiye'nin dış politikasını şekillendiren ana faktörlerden birisidir. Türkiye, yaklaşık 85 milyonluk bir nüfusa sahiptir ve bu da onu Avrupa ve Ortadoğu'nun en kalabalık ülkelerinden biri yapar. Türkiye, dünyanın en büyük ekonomilerinden biridir ve Avrupa Birliği'nin en büyük ticaret ortaklarındandır. Ayrıca enerji kaynaklarına sahip olması, Türkiye'yi bölgenin önemli bir enerji merkezi haline getirir. Türkiye, NATO üyesidir ve Orta Doğu'da ve Kafkasya'da istikrarı sağlamak için bir dizi diplomatik çabaya katılmakta, İsrail ve Arap ülkeleri arasında arabuluculuk yapma girişimleri de dahil olmak üzere birçok uluslararası rolü bulunmaktadır. Tüm bu faktörler, Türkiye'nin bölgesindeki siyasi, stratejik ve ekonomik önemini belirlemektedir.

***

Türk siyaset kurumu bu önemin bilincindedir. Bu sebeple de Türk devlet aklı ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ (CHS) yönetim şeklini coğrafya için uyarlamış ve hayata geçirmiştir. CHS ilk beş yılını tamamlamıştır. Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde Cumhur İttifakı ve üyeleri ikinci beş yıl için Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığında seçimin galibi olarak hem kendilerini hem de CHS’ini onaylatmışlardır. Türk siyaset kurumunu anlamak için olaylara ve kişilere Ankara ve İstanbul ile bakmak körlükten beterdir. Türk siyaset kurumu ve Türk devletini anlamak için Ankara merkezli bir bakışla yukarıdaki anlam çerçevesinde siyaset kurumu ve coğrafyayı okumak gerekmektedir. Türkiye Asya’dan Afrika’ya Batı Trakya’dan Filistin’e kadar olan coğrafyanın ağırlık merkezidir.

***

Türk siyaset kurumu sıklet merkezine insanı almış; insan, güvenlik ve huzur üzerine inşa ettiği siyasetiyle coğrafyanın emin devleti olmuştur. Enerji ve tahıl koridorunda oynadığı rol, uluslararası kamuoyunda karşılık ve takdir toplamıştır. CHS’minin ikinci beş yılı, Türkiye Yüzyılını’nın ilk beş yılıdır. Türk devlet aklı ve siyaset kurumu, ağırlık merkezini oluşturduğu siyasi coğrafyada, kazanımlarını koruyarak bölgedeki emin devlet rolüyle milli ekonomisini, savunma sanayini, insan ve huzur odaklı sosyal siyasetini arttırarak devam edecektir. Cumhuriyet kuruluşu sonrası; yeni sistem CHS ile doğum ya da dönüşüm sancısıyla geçişini tamamlamıştır. Seçmen de bunu görerek sisteme ve siyasilerine sahip çıkmıştır. Gelecek asır, Türkiye Yüzyılıdır. Bu bakışla, muhalefet ya da Türkiye’nin paydaşları büyük resimde yer almak istiyorlarsa mevzi ve pozisyonlarını doğru konumlandırmalıdırlar.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...