Ana içeriğe atla

387- Devlet geleneği Kuzey Kıbrıs ve Azerbaycan 15.06.2023, Milliyet Gazetesi

Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan ilk yurt dışı ziyaretini Kuzey Kıbrıs ve Azerbaycan’a yaptı. Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı Tatar’la yaptığı basın açıklaması Doğu Akdeniz enerji politikasını, Kıbrıs Sorunu üzerine yürütülen müzakere sürecine ışık tutar mahiyettedir. Sayın Erdoğan yemin töreni sonrası ilk ziyaretleri içinde “Kuzey Kıbrıs ve Azerbaycan ziyaretleri devlet geleneği” şeklinde çok önemli derin anlamları olan mesaj vermiştir. Kuzey Kıbrıs Ercan Havaalanı’ndan direk Bakü’ye uçması da uluslararası sistemde Sayın Erdoğan’ı takip eden devletlere, Doğu Akdeniz’de enerji üzerine planlar yapan devlet dışı aktör sayılabilecek çok uluslu şirketlere mesajdır.

***

Sayın Erdoğan’ın konuşmasında “Kıbrıs meselesinde Türk tarafı her zaman yapıcı ve sonuç odaklı tutum benimsemiştir. Ada'daki kardeşlerimizin huzur ve güvenliği bizim huzur ve güvenliğimiz demektir.” şeklindeki ifadesiyle müzakere süreci ve Kıbrıs Türkünün huzur ve güvenliği Türkiye’nin hassasiyetine vurgu yapmıştır. Asrın projesi olarak nitelenen ‘Su Temini’ içinde “Türkiye'den getirdiğimiz suyu, kısa süre içerisinde tarımsal sulama amacıyla üreticilerimizin istifadesine sunacağız.” diyerek, Kuzey Kıbrıs tarımının önemini ve destekleneceğini ifade etmiştir.

***

Sayın Erdoğan’ın önemli bir mesajı da yazılarımda daha önce aktardığım ‘Türkiye Yüzyılı’ fikri ve Kuzey Kıbrıs siyaset kurumunun bunu idrak etmesi üzerinedir. Lefkoşa'daki Atatürk Anıtı'nı ziyareti esnasında anıt özel defterine yazdığı metindeki “İnşallah yeni dönemimizde de Türkiye Yüzyılı vizyonuyla Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimize karşı sorumluluklarımızı yerine getireceğiz.” cümlesini Kıbrıs Türk siyaset kurumu iyi okumalıdır. Beklenen siyasi olaylar gerçekleştiğinde Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu ve devlet sistemi Türkiye Yüzyılı vizyonuna hazır olmalıdır. Kamudaki teknik alt yapı, personel niteliği, işlevsellik gibi konular çok önemlidir. Bu sebeple Kuzey Kıbrıs kamu ve devlet sistemi çağın gereksinimlerine hazır hale bir an önce gelerek başta dijital alt yapısını ve re-organizasyonunu tamamlamalıdır.

***

Devlet geleneği fikrinin ikinci ayağı da Azerbaycan’dır. Türkiye Yüzyılı vizyonunda Bakü, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs kadar önemlidir. Türkiye’nin doğudaki ileri karakolu ve Avrasya’ya açılan kilit taşıdır. Karabağ Savaşı sonrası özgürlüğüne kavuşan Şuşa’ya açılacak olan Türkiye Başkonsolosluğu stratejik olarak hayati önemdedir. Sayın Erdoğan’ın ifadesiyle “Şuşa’daki açılacak Başkonsolosluğumuz, başta Ermenistan olmak üzere bütün dünyaya ayrı bir mesaj olacaktır.” ifadesi Türkiye Yüzyılı açısından da önemli bir mesajdır. İkinci önemli stratejik gelişme de “Hazar geçişli orta koridor ve bu bağlamda Bakü Tiflis – Kars demir yolu hattıdır.” Türkiye; iki soy bağı olan topraklara ziyaretinde Türkiye Yüzyılı fikrinin kilit taşlarını ifade etmiş ve sürece başlamıştır. Coğrafyamızda siyasi hesap yapacak, dost/düşman ülkeler mantıksal olarak Türkiye ikinci yüzyılını anlayarak, diyalog kurmaları coğrafya ve insanlık için daha hayırlı olacaktır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...