Ana içeriğe atla

391- Türkiye, NATO ve Kıbrıs 13.07.2023, Milliyet Gazetesi

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü), 1949 yılında kurulmuş olan askeri ve siyasi bir ittifaktır. Kurucu ülkeleri Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Belçika, Danimarka, Fransa, İzlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz ve Birleşik Krallık'tır. NATO'nun temel amacı Kuzey Atlantik bölgesindeki üye ülkelerin kolektif savunmasını sağlamaktır. Soğuk Savaş döneminde Batı Avrupa'yı Sovyet saldırılarından korumak için kurulmuştur. NATO'nun "temel taşı" olarak kabul edilen 5. maddesi "Tarafların, Avrupa veya Kuzey Amerika'da bir veya daha fazlasına karşı yapılacak silahlı bir saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağı konusunda mutabıktır.” örgütün olmazsa olmazıdır.

***

Günümüzde NATO'nun odak noktası genişlemiştir. Örgüt; terörizm, siber saldırılar, istikrarsız bölgeler ve diğer güvenlik tehditleriyle de mücadele etmektedir. Ayrıca NATO üyeleri arasında askeri iş birliği, eğitim ve ortak tatbikatlar gibi faaliyetler gerçekleştirilerek üye ülkelerin savunma kapasiteleri güçlendirilmesi hedeflenmektedir. NATO'nun genişleme süreci, örgütün kuruluşundan bu yana önemli değişiklikler yaşamıştır. İlk olarak, NATO kurulduğunda 12 üye ülkeye sahipti. Ancak zamanla, çeşitli genişleme aşamalarıyla yeni üye ülkeler eklenmiştir. 1952’de Yunanistan ve Türkiye, NATO'ya katılan ilk yeni üyeler olmuştur. Bu genişleme, NATO'nun güneydoğu sınırlarını kapsayacak şekilde genişlemesini temsil etmiştir. 1982’de İspanya NATO'ya üye olmuştur. Bu genişleme ile NATO, Akdeniz'e daha fazla erişim elde etmiştir. 1999’da Soğuk Savaş'ın sona ermesinin ardından Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya NATO üyesi olmuştur. Orta ve Doğu Avrupa ülkelerini kapsayan genişleme başlamıştır. Bu üç ülke NATO'ya katılan ilk eski Varşova Paktı üyesi ülkelerdir. 2004’te Bulgaristan, Estonya, Letonya, Litvanya, Romanya, Slovakya ve Slovenya üye olmuştur. Bu genişleme dalgasıyla NATO, Baltık ülkelerini ve diğer Orta ve Doğu Avrupa ülkelerini kapsamıştır. 2009’da Arnavutluk ve Hırvatistan üye olmuştur. Bu genişleme dalgasıyla NATO, Balkanlar'daki varlığını arttırmıştır. 2017’de Karadağ, 2020’de Kuzey Makedonya üye olmuş, NATO'nun Balkanlar'daki varlığı daha da artmıştır. 2023’te ise Finlandiya üye olmuş ve hali hazırda son üye olarak Türkiye’nin oluruyla İsveç NATO üyesi olacaktır. NATO dokuzuncu genişlemesiyle 32 üyeye ulaşacaktır.

 

Guardian-2023

NATO’nun en güçlü askeri gücü Amerika, Kıbrıs adasında geçtiğimiz ay tamamlanan Rum Milli Muhafız Ordusu (RMMO) ile ABD özel kuvvetlerinin katılımıyla ‘Guardian-2023’ askeri tatbikatını gerçekleştirdi. Özel kuvvetler eğitimi, Kıbrıs adasındaki siyasi soruna uygun faaliyetler yapabilecek, konvansiyonel olmayan harp tekniklerini bilen askeri ve sivil unsurların eğit-donat kapsamında eğitildiği bir çalışmadır. NATO ve büyük biraderi Amerika, Türkiye’nin terörle mücadelesinde de bazı terör gruplarını eğit-donat faaliyetiyle sözde resmi askeri birlik gibi eğitmektedir. Türkiye ve NATO denklemini Kıbrıs, Ege Adaları, Batı Trakya, Rusya-Ukrayna savaşı ve Suriye iç savaşı denkleminde irdelediğimizde, Türk devlet aklı ve siyaset kurumu karar alıcıları ‘güven iyidir, güvenmemek daha iyidir’ fikri üzerine inşa edecekleri siyasal iletişim ve diplomasiyle ilişkileri yürütmesi milli menfaatlerimiz için en uygunudur.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...