Ana içeriğe atla

397- Pile-Yiğitler Yolu 24.08.2023, Milliyet Gazetesi

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) 4 Mart 1964 tarihli 186 sayılı kararı ile adada Birleşmiş Milletler Barış Gücü oluşturulmasına karar vermiştir. 1964 yılında BM Kıbrıs Barış Gücü (United Nations Peacekeeping Force in Cyprus – UNFICYP) adı altında bir kuvvet oluşturulmuştur. UNFICYP, adanın iki tarafı arasında tampon bölgeler oluşturarak tarafların temasını sınırlamayı amaçlamıştır. Barış gücünün görevleri taraflar arasındaki iletişimi sağlamak, tansiyonu düşürmek, insani yardım faaliyetlerini desteklemek ve çatışma bölgelerinde dengeyi korumak adına faaliyetlerini sürdürmektir. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Özel Temsilcisi sıfatına bağlı olarak dönemsel değişen yabancı asker tarafından yönetilmektedir.

***

Metin halinde okuduğumuzda BM Barış Gücü, Kıbrıs adasına faydalı, insanlık için iyi işler yaptığı görülmektedir. Pile ve Yiğitler yolu projesine yaptığı itiraz ve iş makinelerine ve çalışanlarına yaptığı zorluksa görev tanımına çok uymamaktadır. Kaldı ki geçmiş yazılarımda yazdığım haliyle Barış Gücü, Kıbrıs adasını fiili olarak ‘yeşil hat’ marifetiyle ikiye bölmektedir. Kıbrıs adasındaki bölünmüşlüğü ve Kıbrıs Sorunu söylemini yaşatan en önemli gösterge olan ‘yeşil hat’ta hüküm sürmekte ve çözümsüzlüğü desteklemektedir.

***

Kıbrıs adasından BM ve diğer uluslararası örgütler tarafından Türk topluluğu olarak görülen ve siyasi bir yapısı kabul görmeyen Kıbrıs Türkleri, Pile ve Yiğitler yolu sürecinde de garip bırakılmış ve görmezden gelinmiştir. Halbuki Kıbrıs adasında Türk ve Rumların birlikte yaşadığı tek köy Pile’dir. Sorunsuz bir şekilde yaşamlarını sürdürmektedirler. Pile yakınlarındaki Barış Gücü devriye hattı yakının da ‘yeşil hat’ içinde kalan Kiracı köy ve Turilli köyleri vardır. Barış Gücü bu köylerin şehirle giriş çıkışlarına Pile yoluna verdiği tepkiyi vermekte midir? Barış Gücü’nün son olay sonrası Kıbrıs’taki görev ve yetkisi, adadaki devamlılığı tartışılmalıdır.

***

BM Güvenlik Konseyi de konuyla ilgili ‘federasyon modelli’ çözümün tarif edildiği bir açıklama yapmıştır. Türkiye Dışişleri Bakanlığı da Güvenlik Konseyi için yaptığı açıklamada “18 Ağustos tarihinde yaşanan hadiseler konusunda kullanılan ifadeler, gerçekleri çarpıtmakta ve yaşananları yanıltıcı bir şekilde yansıtmaktadır.” demiştir. Bakanlık açıklamasının devamında “Pile köyündeki KKTC vatandaşlarının kendi vatan topraklarına doğrudan ulaşımını kolaylaştırmayı amaçlayan Pile-Yiğitler yolunun inşaası insani bir projedir. Yol çalışmalarına ilişkin bildirim çok önceden yapılmıştır. Hal böyle iken yol inşaat çalışmalarına BM Barış Gücü (BMBG) askerlerince yapılan fiziki müdahale gerginliğin sebebi olmuştur.” şeklinde konunun özünü açık bir şekilde dile getirmiştir.

***

Kuzey Kıbrıs siyaset kurumu ve garantör ülkesi Türkiye siyaset yapıcıları, Barış Gücü’nün varlığını, yetki ve sorumluluklarını muhataplarına söylemelidirler. Kıbrıs adasını fiili olarak bölen ‘yeşil hat’tır. Güvenliği de Barış Gücü’dür. Kıbrıs Türkü Pile – Yiğitler yolu mücadelesinde haklıdır. Hakkını sonuna kadar da savunacak güç ve kudrete sahiptir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...