Ana içeriğe atla

25-Trump’lı Türkiye ABD İlişkileri, inAydın, Şubat 2019

Geçtiğimiz günlerde, 20 Ocak 2019’da ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığının ikinci yıl dönümüydü. Trump’un Ortadoğu politikası bağlamında Türkiye’nin Trump’lı ABD ilişkileri de çok iyi bir seyirde gittiği söylenemez.

 

Başkan Trump ile ABD iç siyaseti de iyi olduğu pek söylenemez.

 

Trump’ın kamu diplomasisi ve uluslararası ilişkilerdeki iletişim metodu köklü ve büyük devletlerin geleneksel metotlarına pek uygun değil.

 

İş ve para dünyasının önemli bir aktörü olan Trump, CEO mantığı ile yönettiği ABD hükümetinde atama ve görevden almaları Twitter üzerinden yapmaktadır. Aynı şekilde hasım ve dost ülkeleri de övgü ve yermelerini Twitter’da paylaşmaktadır.

 

Geçtiğimiz bir aylık zaman diliminde Türkiye’nin Milli Güvenliği için olası PKK’nın Suriye kolu YPG’li teröristlerin olduğu alana planlanan askerî harekât öncesi de Twitter üzerinden Başkan Trump ülkemizi ekonomik yaptırımla tehdit etmiştir.

 

Türkiye ABD ilişkilerinde yaşanan sorun ve gerilimleri bazı başlıklarla yazacak olursam 7-8 madde olurlar.

Bunlar:

 

1.     ABD’li rahip Andrew Brunson’un tutukluluğu nedeniyle Türkiye’ye yönelik yaptırımlar uygulandı.

2.     Adalet Bakanımız ve İçişleri Bakanımıza karşı yaptırımlar getirildi. (Daha sonra iptal edildi.)

3.     Türkiye’den satın alınan çelik ve alüminyumda gümrük vergisi iki katına çıkarıldı.

4.     ABD Kongresi, Türkiye’ye F-35 uçaklarının teslimatını askıya aldı.

5.     Türkiye’ye Patriot hava ve füze savunma sistemlerinin satışı onaylandı.

6.     Türkiye ile ortak Menbiç yol haritası konusunda anlaşmaya varıldı. (Hayata geçirilmedi.)

7.     Fetulah Gülen’in Türkiye’ye iade ihtimaline dair açıklama yapıldı.

8.     ABD’deki Halkbank davasında İran’a yönelik yaptırımları deldiği iddiasıyla yargılanan Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla tutuklandı.

 

 

Maddeleri okuduğumuzda ABD – Türkiye ilişkilerinin testere ağzı gibi bir iniş bir çıkışla devam ettiği görülmektedir.

 

Bu iniş ve çıkışlara Başkan Trump’ın iniş çıkışları da eklendiğinde durum karmakarışık bir hal almaktadır.

 

Coğrafyamızda varlık ve gücünü her geçen gün arttıran ülkemiz ne yapmaktadır?

 

Askeri teknoloji bağlamında dışa olan bağımlılığını azaltmak adına ileri teknoloji ürünlerin üretimine geçmiştir. Daha üç beş yıl önceye kadar terör bölgelerinde sınır güvenliğimiz için ABD’li yetkililerin Irak’taki üslerinden sağlayacakları İHA (İnsansız Hava Aracı) görüntülerine muhtaçtık.

 

“Hava bulutlu, pilot hasta, teknik sorun” var diyerek PKK geçişleri ve saldırılarına da çok defa ülkemiz maruz kalmıştır.

 

Şimdi gelinen nokta da yurt dışına İHA ve SİHA (Silahlı İnsansız Hava Aracı) satışlarımız mevcuttur.

 

Son İHA satışımız Ukrayna Devletine olmuştur.

 

Akabinde Devlet Başkanı Poroşenko Twitter üzerinden İHA anlaşmasını duyurmuş, okyanus ötesinin askeri sanayi devleri rahatsız olmuş, akabinde Amerikan ulus sermayesinin siyasi temsilcisi Başkan Trump “Ekonomik yaptırım uygularız” bağlamındaki ülkemizi tehdit eden twitini atmıştır.

 

Dış politika gündemimize farklı bakmanız ve neden sonuç ilişkileri arası bağ kurabilmeniz için ABD – Türkiye ilişkisini anahtar kelime ve konular denilebilecek olay ve söylemler üzerinden sizlere aktarmak istedim.

 

Cumhuriyet Türkiye’si son yıllarda çağımızın demokrasi sistemine uygun olmayan olaylar yaşamış, demokrasi sınavları vermiş, ekonomik tetikçilere karşı direnç göstermektedir. Kişisel siyasi bakışımızın dışına çıkarak günümüzü “Beka mı, bela mı?” mantığı ile bakmanızı ve atacak olduğunuz adımları milli güvenlik bağlamında değerlendirmenizi diliyorum. Gelecek ay büyük bir demokrasi sınavından geçeceğiz. 31 Mart yerel yönetimler seçimleri Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağlaması niteliğindedir.

 

Yukarıda özet geçtiğim haliyle 31 Mart öncesi siyasi blokları ve adayları izleminizi öneririm.

 

Bu ayki yazımı 15 Ocak Salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli beyin konuşmasındaki Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Birinci Meclis’teki konuşmasında yaptığı alıntıyı sizlere de aktarmak istiyorum.

 

Devlet Bahçeli: Millî Mücadele’nin en şiddetli günlerinde Mustafa Kemal’in Meclis kürsüsünde yaptığı şu tarihi konuşmayı hatırlatmak, herkese duyurmak isterim:

“İşittim ki, bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlarmış.

Herkes kararında özgürdür, bunlara başkaları da katılabilirler.

Ben bu mukaddes davaya inanmış bir insan sıfatı ile buradan bir yere gitmemeye karar verdim.

Hatta hepiniz gidebilirsiniz.

Asker Mustafa Kemal mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağını alır, bu şekilde Elmadağ’ına çıkar, orada tek kurşunum kalana kadar vatanı savunurum.

Kurşunlarım bitince de bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunları ile yaralanır, temiz kanımı, mukaddes bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. Ben buna and içtim.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk” 

 

Biz de bu vatan için, bu millet için, bu devlet için, bekamız için and içtik.

Diyor ya merhum Namık Kemal: “Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin, dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten.

Devlet Bahçeli”

 

Aynı Mustafa Kemal gibi gerekirse ekonomik yokluklar, ihanetler ve her türlü kalleşliğe karşı bizler başka gidecek yeri olmayan Cumhuriyet Türkiye’sinin vatandaşları al bayrağı bedenine sararak şahadet şerbetini içip canımızı vatana teslim ederek Anadolu coğrafyasında geçmiş bin yıldır olduğumuz gibi gelecek bin yılda var olmalıyız.

 

 

Kitap: Mustafa Kemal Atatürk’ün okulların müfredatına konulmasını istediği Rus yazar Grigoriy Petrov’un “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” adlı eseri okumanızı tavsiye ediyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...