Ana içeriğe atla

26- 31 Mart Beka Seçimi, inAydın, Mart 2019

Necip Fazıl Kısakürek’in insan yaşamı için söylediği güzel bir sözü var: “Kader denk noktası”. İnsan ömründe bir gün bir an ve bir zaman dilimini betimlediği bir süreçtir. Yaşamın meşgalesiyle göremediğimiz belki de kaderimizi değiştirecek anı, olayı ya da kişileri yok sayar, hali hazırdaki durumumuzu devam ettiririz. 

İnsanın kaderinin olduğu gibi yaşayan bir organizma olan devletlerin kaderi yok mudur? 

Tabi ki devletlerin de kaderi vardır. Bireyin kaderi kendisini ilgilendirirken devletin kaderi tüm toplumu ve milleti hatta bir coğrafyanın kaderini ilgilendirir. 

Bunu örnekleyecek olursak komşumuz Suriye’nin kaderi barış ve huzur ile geçen bir süreç olsaydı günümüzdeki iç savaş hali olmazdı. Vatandaşları başta Türkiye olmak üzere Avrupa ülkelerine savrulup gitmezlerdi. Suriye’nin kaderi bölge ülkelerini de insan hareketi ve toplumsal huzur bağlamında olumlu olumsuz etkilemiştir. Demek ki ülkelerin kader denk noktası bireyin kader denk noktasından daha da önemlidir. 

Günümüze ve ülkemize gelecek olursak ülkemizde uzunca bir süredir kaderine etki edecek birçok olay vuku bulmuş, milletimiz necip bir duruşla devletinin yanında olmuş, kaderi olan coğrafyayı en az zarar ve yaşanabilir bir alan olarak sürdürmektedir. 

17-25 Aralık süreci, 15 Temmuz hain saldırı sonrasında ekonomik tetikçilerin para piyasalarına yaptıkları saldırılar, sonrasında 16 Nisan Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi halk oylaması, 24 Haziran seçimleri ve önümüzde bu sürecin sağlaması niteliğinde olacak olan 31 Mart 2019 yerel yönetimler seçimleri var.

Kısaca devletimizi ve birey olarak bizleri etkileyecek olan kader denk noktası korku filmi edasıyla yaşamımızdan akıp gitmektedir. 31 Mart bu süreci final seçimi mahiyetinde, sistemin sağlaması, küresel ihanet odaklarının Türk Devleti ve Milletinden yiyeceği tarihe geçecek olan ‘Osmanlı tokadı’ mahiyetindedir. 

İbn-i Haldun ‘Coğrafya Kaderdir’ der. Kaderimiz olan coğrafyada akıl, mantık ve devlet fikri ile hareket etmezsek ‘Habil ile Kabil’in birbirine kıydığı’ ‘Hira Dağı ile Olimpos Dağı’nın çocuklarının savaştığı’ ‘Hilal ile Hac’ın birbirine düşman olduğu kıyım sürecini’ tekrardan yaşarız. 

Bela ile Beka fikirleri üzerinden siyaset kurumu ikiye ayrılmıştır.

Bir tarafta PKK ve siyasi uzantısıyla iş tutan sözde sosyal demokrat bir alan ve sermaye hareketine hizmet eden kökü ve geçmişi olmayan proje siyasi yapısı vardır. 

Diğer tarafta ise yerli ve Milli yapı ile hareket eden Milli liderlerin oluşturduğu devlet ve millet siyasetinin yaşam bulduğu siyasi ihtiraslarını ayaklarının altına almış bir yapı... 

Demokrasilerde sandık ve seçimler millet iradesinin karar aldığı sonucu doğru gösteren sistemlerdir. 

Bunun için demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine, hukukun üstünlüğüne inanarak katılımcı demokrasi düşüncesiyle 31 Mart seçimlerine oy vermek için katılmalıyız. Avrupa ve diğer devletlerde oy veren seçmenin oranının düşmesine inat çok yüksek bir katılımla demokrasi dersini dünyaya vermeliyiz. 

 

Yerel yönetimler seçimlerinde, “Belediye Başkanlarını seçeceğiz” diyerek 31 Mart’ı önemsizleştirmeyelim. 

31 Mart Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağlaması, 

17-25 Aralık ve 15 Temmuz küresel ihanet faaliyetlerinin patronlarına Anadolu Coğrafyasında huzur ve barışın tahsisini sağlayan devletimizin tokat niteliğinde cevabı olacaktır. 

Türkiye’nin edilgen değil de etken bir devlet olduğunun cevabı olacaktır. 

Anadolu Coğrafyasında 1071’den beri hüküm süren Türk varlığının gelecek bin yılda da var olacağının cevabı olacaktır.

“Ben su hizmeti, çöp hizmeti gibi çeşitli belediye hizmetleri alacağım.” bakışıyla süreç ve seçimi dar bir pencereden sığ bir düşünce ile irdelemeyiniz. 

Geçmiş yerel yönetimler seçimleri sonrası Türkiye siyasetinde nelerin önünün açıldığı nelerin önünün kapandığı gibi 90 sonrası seçimleri iyi analiz ediniz. 

Unutmayalım, 31 Mart Beka ile Bela kavramlarının yol ayrımıdır. 

Zillet ittifakı ile Cumhur ittifakının tarafları olduğu kader seçimidir. 

Devlet ve Millet aklı ile oyunuz beka, sonsuza kadar Türk devleti, Anadolu’dan başka vatanımız yok mantığı üzerine olsun.

Bin yıllık kardeşlik birlik ve beraberlik üzerine olsun. 

Selam ve dua ile var olun. 

Kitap: Cemil Meriç’in “Bu Ülke’’ adlı eserini okumanızı tavsiye ediyorum. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...