Ana içeriğe atla

64-Girit Adası’nın hukuki statüsü, inAydın, Eylül 2022

Merhaba Aydın

Yaz sıcaklarının en yoğun yaşadığı zamandayız. Ağustos ayı ile birlikte de Ege ve Adalar meselesi Yunanistan’ın Arsız çocuğu Miço yüzünden hayli ısınmaktadır. Bu sebeple de bu sayımızdaki konumuz da Ege adalarının en önemlisi diyebileceğim Girit Adası’nın genel konumu ve tarihsel süreci üzerinedir. Keyifli okumalar dilerim. 

 ***

Avrupa’nın şımarık çocuğu arsız Miço’nun anlamsız silahlanması ve Ege, Batı Trakya, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’taki akla mantığa aykırı söylemleri Türk – Yunan ilişkilerine indirilmiş en büyük darbedir. Emekli Yunan generalin televizyon programlarında “Savaş uçaklarımız bir gün boğazları vurabilir.” söylemi, Yunan Rafale savaş uçaklarını kullanan Yunan pilotların üniformalarındaki armalarda Türkiye haritası ve bayrağı, üzerinde ‘kaçma, yorgun öleceksin’ ve ‘sessiz ölüm’ yazılı sloganlar Türkiye’yi tehdit ve tahrik eden Ege, Kıbrıs ve diğer konularda uzlaşıdan uzak Yunan siyaset kurumunun aykırı manevralarıdır. Atina DC aklı ve sözcüsü arsız Miço iki yakın tarihteki örnek ve gayri askeri statüdeki adaları silahlandırması gibi bir sürü tahrik ve kışkırtma içeren hamleyi yapmaktadır.

***

Geçtiğimiz ay, Kurban Bayramının birinci günü, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli beye Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Ahmet Yiğit Yıldırım tarafından üzerinde “Denizlerdeki Misakı Millîmiz” yazılı Ege Adalarının Türk adası olduğunu gösteren bir tablo hediye edilmiştir. Girit Adası ve 12 Adalarınresmedildiği tablo Ege Denizindeki Türk adalarını betimlemektedir. 

*** 

Ege’deki Türk adalarının betimlendiği ve Girit’in de Türk adaları olarak gösterildiği haritanın kamuoyunda duyulması sonrası Yunan medyası ve Güney Kıbrıs medyasında Türkiye ve Türk düşmanlığı içeren bir sürü karşı haber yapılmıştır. Atina DC, huzur ve barıştan uzak attığı adımları görmezmiş gibi harita üzerinden MHP lideri Sayın Bahçeli beyi ve Ülkü Ocaklarını suçlar tarzda bir sürü söylem geliştirmişlerdir. Arsız Miço da Yunanistan başbakanlığı resmi Twitter hesabından tablo takdimindeki fotoğrafı paylaşarak “Bu haritaya iyi bakın. Girit, Rodos, Midilli, Sakız, Samos hepsi Türkiye tarafında gösterilmektedir.” şeklinde başlayan bir paylaşımla arsız Miçoluğunu yapmaya devam etmiştir. 

 

Girit’in hukuki statüsü

Yunan siyasileri Girit’in Türk adası olarak gösterilmesine çıldırarak hukuksuz ve mesnetsiz söylemlerle karşı çıkmıştır. Tarih bilmez, hukuk tanımaz siyasi yaklaşımı olan Atina DC aklı, aşağıda aktaracağım tarihi süreci iyi idrak etmelidirler; çünkü Girit’in hukuk önünde de 4/3’ü Türk ve Osmanlı malıdır. 

*** 

Girit adasının statüsü hakkında bilinen iki yanlış tez vardır. Birincisi “Girit Adası’nın 1913 Londra Antlaşması ile hukuken Yunanistan’a terk edildiği ve 1913 Atina Antlaşması ile de kesin olarak Yunanistan’a verildiği” tezidir. İkincisiyse “Girit Adası’nın, 1913 Londra Antlaşması ve 1913 Bükreş Antlaşması ile kesin olarak Yunanistan’a bağlandığı” tezidir. Bu iki tez de hukuki, tarihi ve coğrafi gerçeklere aykırıdır. Girit’in hukuki statüsü, 1913 Londra Antlaşması, 1913 Bükreş Antlaşması, 1913 Atina Antlaşması ve 1923 Lozan Antlaşması olmak üzere toplam dört antlaşma ile belirlenmiştir. Yukarıdaki antlaşmalara göre Girit Adası’nın sadece dörtte biri Yunanistan’a ait olması gerekmektedir. 1913 Londra Antlaşmasının 4. Maddesi ile Yunanistan, Bulgaristan, Karadağ, Sırbistan arasında dört devletin paylı mülkiyeti vardır. Buna göre yalnızca dörtte biri Yunanistan’a aittir. Girit Adası’nın etrafındaki 14 ada ile adacık ve kayalıklar Osmanlı Devleti’ne verilmiştir. 1913 Bükreş Antlaşması 2. Balkan Savaşı’ndan sonra Romanya, Yunanistan, Karadağ, Sırbistan ve Bulgaristan arasında imzalanmıştır. Bulgaristan, dörtte birlik hakkından feragat etmiş; ancak bu feragat Yunanistan lehine yapılmamıştır. Üstelik bu antlaşma Yunan Başbakanı Venizelos tarafından da imzalanmıştır. Buna göre dörtte birlik payı aslına rücu ederek pay Osmanlı Devleti’ne geri dönmüştür.

*** 

Atina Antlaşması’nın 15. Maddesi ile Osmanlı Devleti ve Yunanistan, Londra Antlaşması hükümlerini 5. Maddesi de dahil olmak üzere uygulayacakları mutabakatı sağlamıştır. Kurtuluş Savaşının kazanılmasından sonra Türkiye ile İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Sırp-Hırvat-Sloven Devleti arasında 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması imzalanmıştır. Antlaşmanın 12. Maddesi ile taraf olan toplam sekiz ülke, 1913 Atina Antlaşması’nın 15. Maddesinin uygulanacağı teyit etmişlerdir. Anılan teyit ile 1913 Londra Antlaşmasının uygulanacağı kayıt altına alınmıştır. 1913 Londra Antlaşması ile Yunanistan’a Girit Adası’nın dörtte biri verilmişti. 1923 Lozan Antlaşması’nın 12. Maddesi ile başta Türkiye, Yunanistan ve İngiltere olmak üzere toplam sekiz devlet tarafından, Girit Adası’nın sadece dörtte birinin Yunanistan’a ait olduğu tekrar teyit edilmiştir. 

***

1913 Bükreş Antlaşması ile Girit Adası üzerindeki dörtte birlik hakkından yazılı olarak feragat eden Bulgaristan, Lozan Antlaşması sonrasında da Girit Adası üzerindeki hakkından fiili olarak da feragat etmiştir. Sırbistan ve Karadağ da Lozan Antlaşmasından sonraki süreçte Girit’in üzerindeki dörtte birlik haklarından fiili olarak feragat etmişlerdir. Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ tarafından yapılan feragat, Yunanistan lehine yapılmamıştır. Bu sebeple Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ’ın Girit Adası üzerindeki toplam dörtte üçlük payı aslına rücu ederek Türk toprağı olmuştur. Tarihsel süreç ve antlaşmalar üzerinden yorumladığımızda Girit Adası’nın dörtte üçü ve adanın etrafındaki 14 ada ile adacık ve kayalıklar, Osmanlı Devleti’nin küllî halefi olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne aittir.

*** 

Hal böyle olunca denizlerdeki Türk misakı millisini temsilen hediye edilen tablo sonrası içte ve dıştaki Atlantikçi akıllar ve Yunan siyaset kurumu tarih ve hukuk bilmez söylemleriyle bir kere daha Türk ve Türkiye düşmanlığıyla kamuoyunu meşgul etmişlerdir. Arsız Miço şunu iyi bilmelidir ki, Ege ve Adalar meselesine paralel olarak Batı Trakya azınlık hakları ve statüsü de gelecekte karşısına çıkacak haksızlıkla gasp ettiği konulardır.

 

Kalın Sağlıcakla…

 

Kitap: KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı rahmetli Rauf Denktaş’ın ‘’Kıbrıs Girit Olmasın’’ isimli Rum, Yunan ve Avrupa Birliği’nin Türkiye ve Türk varlığına karşı yaptığı olumsuzlukları işlediği kitabını okumanızı dilerim. 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...