Ana içeriğe atla

88-Korku ve +1, inAydın, Ekim 2024

Birey, aile, toplum, devlet ve yaşayan tüm canlıların korkuları vardır. İnsanlık ve devletler zaman içerisin de korkularıyla sınanırlar. Korktukları konu da genel itibariyle sadece korkup tedbir alamadıkları için başlarına gelir, korku ve korkulan olduktan sonra ‘olumsuz düşüncenle kötüyü çektin’ şeklinde bir cümleyle başımıza gelenin tesellisini ararız. 

 

Korkunun bilimsel tanımı psikolojide sıkça ele alınan bir konudur. Korku, genellikle bir tehlike, tehdit veya belirsizlik karşısında ortaya çıkan, hayatta kalma dürtüsüyle ilişkili temel bir duygudur.

 

Bilimsel olarak korku, amigdala adlı beyin bölgesinde işlenen bir tepkidir. Tehlike algılandığında, beyin adrenalin salgılar ve ‘savaş ya da kaç’ tepkisini devreye sokar. Bu süreçte, kalp atışları hızlanır, nefes alıp verme artar ve beden tehlikeye karşı hazırlanır.

 

Korku üzerine çalışmalar yapan önemli isimlerden biri Charles Darwin’dir. Darwin, “İnsanda ve Hayvanlarda Duyguların İfadesi” adlı eserinde korkunun evrimsel kökenlerini incelemiştir. Ayrıca, Sigmund Freud da korkuyu psikodinamik açıdan açıklamış ve bilinçaltı ile ilişkili olduğunu öne sürmüştür.

 

Korku üzerine tarih boyunca bir sürü bilimsel ve genel yazı kaleme alınmıştır. Neden gerçekleştiği, beden ve düşünceyi etki altına alması, stresi arttırması ve genel olarak adı üzerinde olduğu gibi korkulacak olan olması üzerine bir sürü eser makale ve bilimsel çalışma vardır. 

 

Peki korkma hissini kontrol edebilir miyiz? Korku beraberinde olumsuz düşünceleri de zihnimizde inşa eder sonrasında zihindeki fikir bedenimize sirayet ederek içinde bulunduğumuz duygu hali korkulacak hale gelir. Sonuç itibariyle kontrol edemediğimiz bir his, bizi kontrol ederek söylem ve eylemlerimize olumsuzluk olarak yansır. 

 

Peki tersini düşündüğümüz de korku hissini kontrol ederek, yönetebilirsek. Korktuğumuz duygu ve ögeyi yenebilecek zihinsel ve bedensel gücün ve yakıtın korku olduğunu düşünür ve korkma hissini enerjiye çevirip korku duygusunu ortadan kaldıracak adımları atarsak ne olur? 

 

Korktuğumuz konu ve öge başımıza gelmez, içinde bulduğumuz ruhsal halden başarı ile çıkmış, yüksek bir enerjiyle hayatımıza devam ederiz. Korku hissini kontrol ettikten sonra alt etmek ve korkuyu ortadan kaldırmak, zihinsel olarak bireyi güçlendirir ve özgüvenini arttırır. 

 

Böyle düşündüğümüz de korku o kadar da korkulacak bir his değildir, yeter ki sakin ve mantıkla süreci kontrol edelim. 

 

Korku beraberinde kaybetme ve mutsuz olma hissini de getirir. Bu duygular; sağlığımızı kaybetme, spora müsabakasında başarısız olma, derslerimiz de başarısızlık, zenginliğimizi kaybetmek olarak söylenebilir. 

 

Sonucun böyle olmaması için de korkumuzu kontrol ettikten sonra; sağlıklı beslenir bedenimize iyi bakarsak sağlığımızı kaybetme korkusu ortadan kalkar. Spor müsabakasında kaybetme hissini de yönetebilirsek daha fazla çalışır ve korkumuzu yenerek başarılı oluruz. Zenginliğimizi kaybetme korkusundan kurtulmak için de harcamalarımızı, yatırımlarımız ve ekonomimizi mantık ve akıl ile yönetirsek zenginliğimizi kaybetme korkusunu ortadan kaldırırız. Eğitim öğretim hayatı içinde korkmadan düzenli ve disiplinli olarak çalışırsak derslerde başarısız olma korkusunu da ortadan kaldırmış oluruz. Sonuç olarak, korkularımızla yüzleşir, mantık ve akılla içinde olduğumuz sinir ve stres hissini yönetirsek korkularımızı ortadan kaldırmış ve başarılı olmuş oluruz. 

 

+1

İşin özü, korkuyu korktuğumuzu yenmede yakıt olarak görürsek ortada korku kalmaz. Korkunun enerjisi harekete geçirir. Onun için korkudan korkmayınız. Tarihte kral ve kraliçelerin korktuğu çok an olduğu, sadece onların korktuklarını belli etmedikleri üzerine çok hikâye vardır. Korkularınızı gizli tutunuz. 

 

Yeni bir gün başladığında, yeni bir aya girdiğimizde, yeni bir yıl ve yeni bir yaşımız da tüm güzellik ve korkular sıfırlanır ve yeni gün için, yeni ay için, yeni yıl ve yeni yaş için güneşle birlikte uyanırız. 

 

Yeniden uyanmak ve karanlık sonrası güneşi görmek bile şükür etmek ve başarmak için +1’dir. Unutmayın 0 küçüktür +1’den. Henry Ford T model arabasını tüm korku ve olumsuzluklara rağmen 45 yaşında yapmış ve dünyaya mal olan bir marka yaratmıştır. 

 

40’lı yaşlardan sonra yaşama +1’ler katmak çok daha kolaydır. Çünkü yaşanmışlıklar ve tecrübeler bireyin heybesindeki gerçek sermayesidir. Akılla planla ve heyecanla tutkunun peşinden git ve yaşamına, evrene iz bırak. Kurtuluş savaşı dönemini düşünün; Mustafa Kemal, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yetiştirdiği subaylardan ömrü cephelerde yokluk için de toprak kaybetmiş bir nesil olarak geçmiş. Fakat hiç yılmadan inancından bir şey kaybetmeden Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuş ve ilan etmiş. Onun için Norveç halkının sık kullandığı bir söz ‘Git ve Atatürk gibi düşün’ hiç aklınızdan çıkmasın. 

 

Sizlerde korkularınızın üstesinden gelebilecek, yaşama +1’ler koyabilecek güç ve kudret vardır. Yapmanız gereken sadece; Mustafa Kemal Atatürk gibi düşünmektedir. 

 

Korkularınızı seviniz, korku sizi diri tutan, konfor alanı rahatlığında kaybolmanızı engelleyen en güzel duygudur. Bu duygu ile yaşama izler bırakın +1’leriniz bol olsun. 

 

Mottomuz; ‘’Git ve Atatürk gibi düşün’’ olsun. 

 

Kalın Sağlıcakla. 

 

Kitap: İngiliz asker ve yazar H. C. Armstrong'un 1932 yılında yayımladığı Atatürk biyografisi olan ‘’Bozkurt’’ kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...