Ana içeriğe atla

94-RAĞMEN!, inAydın, Mayıs 2025

Bahanelerin Gölgesinde Kaybolanlar ve Rağmen Başaranlar!

Hayat iki sınıfa ayırır insanları:
Bir tarafta "Rağmen"ciler, diğer tarafta "Olsaydıcılar"...
"Rağmen"ciler, yokluklara, yoksunluklara, engellere rağmen yürüyenlerdir.
"Olsaydıcılar" ise "şartlar uygun olsaydı", "benim de imkânım olsaydı" diye diye ömrünü tüketenler...

Rağmen Yaşayanlar, Rağmen Başaranlar
Dünyanın en başarılı isimlerine baktığınızda bir ortak özellik görürsünüz: Hiçbirinin yolu düz ve engelsiz değildir.Onlar, fakirliğe rağmen, hastalıklara rağmen, imkansızlıklara rağmen yürümeye devam etmiş insanlardır.

  • Beethoven, işitme engeline rağmen besteler yaptı.
  • Helen Keller, kör ve sağır olmasına rağmen insanlara ışık oldu.
  • Nelson Mandela, 27 yıl hapis hayatına rağmen bir ulusun özgürlüğüne yürüdü.

Onların hayatı, 'rağmen' kelimesi ile taçlanmıştır. Çünkü hayat, hiçbir zaman adil değildir; ama sen adil olmayan şartlara rağmen yürüyebilirsin.

Olsaydıcıların Sürekli Ertelenen Hikayesi
"Olsaydıcılar" her yerde karşımıza çıkar: "Benim yerimde olsaydın sen de yapamazdın..."
"Benim imkanlarım olsaydı neler yapardım..."

Ama bir türlü yapmazlar. Çünkü zihinleri, bahaneler üreten bir fabrika gibidir. Her türlü bahaneyle kendilerini haklı çıkarırlar ama asla ilerlemezler. Onlar, hikâyelerini daha başlamadan bitirenlerdir.

Hayat Rağmen'lerle Doludur
Hayat bir yarış değildir; bir mücadeledir. Bu mücadele de ödüller 'rağmen' yürüyenlere verilir. O yüzden 'olsaydıcı'zihniyeti terk et, 'rağmen' zihniyetini kuşan.

  • Yoksulluğa rağmen umut et,
  • Yorgunluğa rağmen yürü,
  • Yalnızlığa rağmen diren.
  • İnsanlara rağmen hedefine git.
  • Tüm olumsuzluklara rağmen ilerle.

Çünkü hayat sana hep engeller çıkarır ama senin görevin bu engellere rağmen yürümektir.

Senin Rağmen'in Ne?
Hayatında bahane üreten biri mi olacaksın yoksa "rağmen" yürüyen biri mi?
Karar senin. Ama unutma;
Bahaneler seni avutabilir,
Rağmenler seni zirveye taşır.

Gerçek Hayattan "Rağmen" Kahramanları

  • Nick Vujicic
    Kolları ve bacakları olmadan doğdu. "Hayat bana eksik verdi" demedi. Dünya çapında motivasyon konuşmaları yapıyor, kitaplar yazıyor, milyonlara umut oluyor.
  • Stephen Hawking
    ALS hastalığı nedeniyle hareket edemedi, konuşamadı. Ama zihni özgürdü. Bilim dünyasında kara deliklere dair devrimsel teoriler geliştirdi. Hayatı, hastalığına rağmen büyük bir bilimsel mücadeleye dönüştürdü.
  • Türkan Saylan
    Lepra (cüzzam) hastalığıyla savaşırken, çevresindeki önyargılara ve tehditlere rağmen Türkiye'de binlerce insanın hayatına dokundu. Eğitimden sağlığa, her alanda "rağmen" yürüdü.

Unutma, hayat sana hep 'yapamazsın' diyecek.
Senin görevin 'yapacağım' diye yürümektir.
Bahaneler geçmişin esiridir, 'RAĞMEN' diyebilenler ise geleceğin mimarıdır.

Sen hangisi olacaksın?

Kitap: Başkumandan Mustafa Kemal Atatürk’ün 3 aylık bir süre içinde tamamladığı ve 15-20 Ekim 1927 tarihlerinde Cumhuriyet Halk Fırkası'nın İkinci Büyük Kurultayında kürsüden okuduğu Nutuk adlı eseri okumanızı tavsiye ederim. Nutuk, Rağmen’in tarihe yazılmış hâlidir

Neden “Rağmen” kitabıdır?

  • İmparatorluğun çöküşüne rağmen bir ulus kuruldu.
  • İşgale rağmen, Sevr’e rağmen, mandacılığa rağmen tam bağımsızlık seçildi.
  • Cephede yokluklara rağmen mücadele edildi.
  • İçerideki hainlere, dışarıdaki işgalcilere rağmen Cumhuriyet kuruldu.

Nutuk, “Olsaydı yapardık” diyenlerin değil, “Ne olursa olsun yapacağız” diyenlerin belgesidir.

Kalın Sağlıcakla… 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...