Ana içeriğe atla

97-Kilit Taşı Türkiye, inAydın, Ağustos 2025

Türkiye, tarih boyunca Doğu ile Batı arasında bir köprü olarak tanımlanmıştır. Ancak günümüzde bu köprünün üzerinden geçen sadece kültür ve medeniyetler değil; büyük güçlerin rekabeti, küresel enerji yolları ve jeopolitik çıkar mücadeleleri de bu hattı şekillendiriyor ya da şekillendirmek istiyor. Bu evrede, Türkiye; Doğu ile Batı arasında medeniyet köprüsü mü, çatışma alanı mı? Sorusu yanıtını aradığımız en önemli sualdir. 

ABD’nin Bölgedeki Yeni Hamleleri

Son günlerde ABD’nin güney Kafkasya ve Avrupa eksenli hamleleri dikkat çekmektedir. Washington yönetimi, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki kalıcı barış görüşmelerine aracılık ederek bölgede Rusya’nın nüfuzunu geriletmeyi amaçlıyor. Bu bağlamda öne çıkan Zengezur Koridoru, yalnızca Azerbaycan’ı Nahçıvan’a bağlamakla kalmıyor; aynı zamanda Orta Asya’dan Avrupa’ya uzanacak yeni bir ticaret hattı oluşturuyor. Türkiye, bu koridorda doğal bir “kilit taşı” konumundadır. Zengezur Koridoru’nda ABD’li şirketlerin varlık gösterme ihtimali, Rusya ve İran’ı huzursuz etmektedir. Bu huzursuzluğun Türkiye’ye yansımaları iyi analiz edilerek diyaloglar stratejik iletişimle inşa edilmelidir. 

ABD’nin bir diğer hamlesi ise Beyaz Saray’da Avrupalı liderleri bir araya getirerek Ukrayna savaşını bitirme ve Batı ittifakını konsolide etme çabasıdır. Bu süreçte Türkiye hem NATO üyesi hem de Rusya ile dengeli ilişkiler kuran nadir aktörlerden biri olarak Beyaz Saray’daki liderler toplantısında yer almamıştır. Türkiye’nin kilit taşı konumu güney Kafkasya için geçerli olduğu gibi Karadeniz hattı içinde hayati önemdedir. 

Rusya-Ukrayna Savaşında Türkiye’nin Rolü

Ankara, Karadeniz Tahıl Koridoru anlaşmasıyla hem insani hem de stratejik bir girişime öncülük ederek küresel ölçekte “dengeleyici aktör” olduğunu kanıtlamıştır. Bugün savaşın geleceği tartışılırken, Türkiye’nin hem Moskova hem de Kiev ile diyalog kurabilen az sayıdaki ülke arasında olması, onu oyun kurucu konumuna taşırken kilit taşı olma rolünü güçlendirmektedir. 

Türkiye’nin Stratejik Önemi

Türkiye’nin ‘’dengeleyici aktör ve kilit taşı’’ rolünün devamı için 

1.     Çok Yönlü Diplomasi: ABD, Rusya, AB, Çin ve bölge ülkeleriyle dengeli ilişkiyi korumak.

2.     Enerji ve Lojistik Merkez Olmak: Zengezur Koridoru, TANAP, Türk Akım gibi projelerde aktif rol almak.

  1. Savunma ve Teknoloji Gücü: İHA/SİHA’larla başlayan yerli savunma atılımını derinleştirmek.
  2. Medeniyet Köprüsü Misyonu: Kültürel ve tarihsel mirasıyla hem İslam dünyasına hem Batı’ya hitap eden bir “medeniyet dili” geliştirmek.

Gibi başlıca maddeler hayati önemdedir. 

 

 

Sonuç: Türkiye’nin jeopolitik konumu, onu sadece Doğu ile Batı arasında bir köprü değil; aynı zamanda bu iki dünyanın kesişim noktasında bir denge unsuru haline getiriyor. Sorulması gereken soru şu: Türkiye için bu köprü çatışmaların sahnesi mi, yoksa medeniyetler arası barışın kapısı mı? Süreç ve gelişen olaylar, kilit taşı konumundaki etken ülke Türkiye’nin kaderini tayin edecek. Millet ve devlet aklının beden bulduğu siyaset kurumumuz yukarıdaki aydınlatma fişeği halinde verdiğim hap bilgiler ışığında yerelden genele pozisyonlarını ayarlayarak, yoluna devam edecektir. Birey olarak bizler de süreçten nasibimizi alarak yaşam çizgimizde yolumuza devam edeceğiz. Bu an ve süreçte duygusal zekâ yerine mantık ve neden sonuç ilişkisiyle olay ve konuları değerlendirmek süreci anlamamızı sağlar ve geleceğe emin adımlarla gitmemizin önünü açar. 

Kitap: Amerikalı jeopolitik bir tahminci ve uluslararası ilişkiler stratejisti, George Friedman’ın ‘’Gelecek 100 Yıl’’ ve ‘’Gelecek 10 Yıl’’ adlı eserlerini okumanızı tavsiye ederim. 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...