Ana içeriğe atla

108- Doğru Yer, inAydın, Ağustos 2026

"Doğru yer", yalnızca fiziksel bir mekân ya da makam değildir; her şeyden önce ruhsal, zihinsel ve etik bir duruştur. Kendi değerlerinizle çelişmeyen, inandığınız doğrulara hizmet eden o sağlam zeminde ayak diretebilmektir.

Hayatınızda fırtınalar koptuğunda, yaşamım alt/üst oldu dediğiniz anda; rüzgâra göre yön değiştirenler ya da kalabalıkların peşinden sürüklenenler değil, köklerini derinlere salıp o "doğru yerde" durmakta ısrar edenler ayakta kalır. Eğer biz zihnen, kalben ve zanaatımızla o büyük güne hazırsak; zamanı geldiğinde başarı bir tesadüf ya da şans gibi değil, suyun yatağını bulması gibi son derece doğal ve çabuk gelecektir. Fırsat rüzgârı estiğinde yelkenleri açık olanlar ve gideceği yolu bilenler, her zaman menzile en hızlı varanlardır.

Yaşam Yolculuğunun Filtresi: Neye Takılmalı, Neyi Bırakmalıyız?

Başarıya ve o nihai dengeye giden yol, aşılması imkânsız engellerden ziyade, ruhumuzu yoran "dikkat dağıtıcılarla" doludur. Zamanı geldiğinde hazır olabilmek için zihinsel enerjimizi neye harcadığımızı çok iyi seçmemiz gerekir.

Takılmamamız Gerekenler: Gündelik dedikodular, başkalarının kötümser inançları, yapıcı olmayan yıkıcı eleştiriler ve kontrol edemediğimiz dış koşullar. Bunlar, adımlarımızı yavaşlatan ve vizyonumuzu bulandıran parazitlerdir. Dışarıdaki o "kötü seslere" sağır olmak, zihni berrak tutmanın ilk şartıdır.

Odaklanmamız Gerekenler: Kendi tekamülümüz, irademizin terbiyesi, entelektüel donanımımız ve o karanlık gecede yolumuzu aydınlatacak kendi iç ışığımız. Biz terazinin kendi kefemize düşen tarafını ağırlaştırmakla mükellefiz. 

Başarıya Giden En Basit Yol, Güçlü Yönlerimiz!

Zaman zaman hepimiz, eksikliklerimizi kapatmak ve zayıf yönlerimizi onarmak için devasa bir çaba harcarız. Oysa başarıya giden en basit ve en kestirme yol; doğuştan sahip olduğumuz veya yıllar içinde geliştirdiğimiz "güçlü yanlarımızı" merkeze almaktır.

Zayıflıklarla boğuşmak insanı vasatlığa hapsederken, güçlü kaslarımızı çalıştırmak bizi mükemmelliğe taşır. Kendi doğamıza, yeteneklerimize ve en iyi bildiğimiz işe odaklandığımızda, başarı bir mücadele olmaktan çıkıp bir akış haline gelir. Kötülükle, cehaletle veya hayatın zorluklarıyla mücadele ederken en keskin silahımız, en iyi yaptığımız şeydir. Bizi o terazide ağır basacak kudrete ulaştıracak olan da budur.

Sonuç olarak; Dünyanın dengesi asla şaşmaz. Siz adımlarınızı atarken doğru yerde durduğunuzdan emin olun. Yolculuktaki gereksiz ağırlıkları, anlamsız tartışmaları ve vizyonsuz korkuları ardınızda bırakın. En güçlü yanlarınıza sarılın ve onları parlatın. O ilahi denge kurulduğunda, eğer siz hazırsanız, başarının size ne kadar çabuk ve zahmetsizce geldiğine şahit olacaksınız.

161 ile 180 yılları arasında Roma imparatoru olan Marcus Aurelius ise söyle der; ‘’Kendi iç huzurunu bulamayan, her yerde onu arar ama asla bulamaz’’ doğru yerde olmak da böyledir. Doğru yer olarak aradığımız alan, yer, mekân belki de ilk önce kendi içimizdedir. İçimizdeki ve zihnimizdeki doğru yeri bulup orada durmak en doğrusu olsa gerek…

Kalın sağlıcakla… 

Kitap: Hayatın gereksiz gürültüsüne kulak tıkayıp enerjinizi yalnızca en güçlü yanlarınıza odaklayarak o büyük başarıya giden yolu nasıl basitleştireceğinizi keşfetmek için Greg McKeown ‘in "Özcülük - Az Ama Öz" kitabını okumanızı tavsiye ediyorum. 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

131- 15 Temmuz 19.07.2018, Milliyet Gazetesi

Geçtiğimiz pazar günü garantör ülkemiz Türkiye’de küresel ihanet ve istihbarat şebekesi FETÖ’nün hain darbe girişimine karşı, milletimizin verdiği mücadele resmî törenlerle anıldı. Ruhunu ve bedenini şeytana satan, asker üniforması giymiş FETÖ örgütü elemanları 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’de yönetimi ele geçirmek ve meşru seçilmiş parlamenter sistemi ortadan kaldırmak için konvansiyonel bir saldırı yapmışlardı. Okyanus ötesinin emir ve direktifleri doğrultusunda devlet büyüklerimizin canına kast etmek istemişlerdir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a saldırmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni bombalamışlar, Genel Kurmay Başkanlığımız başta olmak üzere hayati öneme sahip kurumlarımıza saldırmışlardır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın milletimize çağrısıyla hain terör örgütü FETÖ mensuplarına ve ellerindeki silahlara karşı milletimiz canı pahasına ülkesini ve devletini korumuştur. Okyanus ötesinin hain planına karşı milletimiz çok sayıda şehit ve gazi vererek Cumhuriyetine sah...

106- Ege Denizi'nde Türk-Yunan Dengesi, inAydın, Haziran 2026

Ege Denizi, tarih boyunca jeopolitik önemini korumuş, günümüzde ise " Mavi Vatan " doktrini çerçevesinde Türkiye'nin vazgeçilmez milli güvenlik meselelerinden biri haline gelmiştir. Türk-Yunan ilişkilerindeki krizlerin merkezinde yer alan Ege Adaları ve deniz yetki alanları sorunları, ağırlıklı olarak Yunanistan'ın uluslararası hukuku hiçe sayan maksimalist politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarihi antlaşmalar ve güncel stratejik belgeler incelendiğinde, Türkiye'nin tezlerinin ne kadar sağlam ve meşru temellere dayandığı açıkça görülmektedir. Gayri Askeri Statünün İhlali ve Adaların Silahlandırılması   İkili ilişkilerdeki en büyük kırılma noktalarından biri, gayri askeri (silahsızlandırılmış) statüde kalması gereken Ege adalarının Yunanistan tarafından hukuka aykırı şekilde silahlandırılmasıdır. 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Antlaşması ile adaların egemenliğinin Yunanistan'a devredilmesi kesin bir şarta bağlanmıştır:  Bu adalar askeri amaçlarla ku...

107- İyilik ve Kötülük; Azan Bulur!, inAydın, Temmuz 2026

İnsanlık tarihi, başı ve sonu tam olarak kestirilemeyen devasa bir yankı odası gibidir. Evrenin görünmez yasaları, hiçbir eylemi karşılıksız bırakmaz. Bu devasa odada fısıldanan her söz, atılan her adım, kalpten geçen her niyet ve yapılan her eylem, zamanın görünmez duvarlarına çarparak er ya da geç sahibine bumerang gibi döner. Zira iyilik de kötülük de tıpkı bir bumerang gibi, uzun bir uçuşun ardından eninde sonunda çıktığı eli bulur. Dünyanın kendi içinde tıkır tıkır işleyen kusursuz bir adalet mekanizması vardır. Mekanik saat gibi son derece ince ve hassas bir denge de çalışır. Kötülük çoğu zaman gürültülü, gösterişli ve son derece hızlıdır; bu yüzden kısa vadede zafer kazanmış, her şeyi ele geçirmiş gibi görünür. Tarih sayfaları, gücünün zirvesindeyken kibirlenen tiranlar, zalim diktatörler ve başkalarının hayatlarını karartarak yükselenlerle doludur.  Ancak aynı tarih, en yıkılmaz sanılan o büyük yapıların kendi içten çürümeleriyle nasıl bir gecede çöktüğünü de yazar. İnanç s...