Siyasetin yazılı olmayan, ama en çok uygulanan kurallarından biri şudur: Sandıklar açılıp oylar sayılana kadar herkes dava arkadaşıdır. Ta ki o deri koltukların sihri devreye girene kadar! Gelin size çok tanıdık gelecek, ismi eski ama cismi bugünün koridorlarında her gün dolaşan iki dostun, Ali ile Veli’nin hikayesini anlatayım. Ali ve Veli, çocukluktan beri aynı havayı solumuş, memleketin tozunu yutmuş iki kadim dosttur. Bir gün memleketi kurtarma –ya da en azından siyaset sahnesinde bir yer edinme– sevdasıyla yola çıkarlar. Akıllıdırlar; yumurtaları aynı sepete koymaz, riski bölerler. İkisi farklı partilerden seçime girmeye karar verir. Anlaşma basittir ve seçim meydanlarının o hamaset dolu havasına çok uygundur: "Kim kazanırsa diğerini unutmayacak, işlerini halledecek, dostluk baki kalacaktır." Ancak ikisi de bilir ki makam odaları kalabalıktır, tebrikler bitmez, dalkavukların oluşturduğu etten duvarı aşmak zordur. Bu yüzden aralarında dâhiya...
Gelenekten; geleceğe gidenlerden